Tarihi EserlerAnadoluhisarı, Küçüksu ve Göksu için rehber site. Medyada çıkan yazı ve haberler, harita destekli altın rehber, fotoğraf galerisi, önemli telefonlar, nöbetçi eczaneler, cafe bar ve restaurantlar.http://www.ahisar.com/tarihi-eserler/feed/atom.html2010-07-31T14:53:11ZJoomla! 1.5 - Open Source Content ManagementKüçüksu Kasrı2009-09-15T16:17:53Z2009-09-15T16:17:53Zhttp://www.ahisar.com/tarihi-eserler/kucuksu-kasri.htmlAdministratorinfo@ahisar.com<p><strong>Küçüksu Kasrı<br /></strong><br />Küçüksu Kasrı veya Göksu Kasrı, İstanbul’un Küçüksu semtinde, Göksu Deresi ile Küçüksu Deresi arasında, Boğaziçi’nde Üsküdar-Beykoz sahilyolu üzerinde yer alan kasır. Sultan Abdülmecit tarafından Nigoğos Balyan’a yaptırılmış, inşaatı 1856 yılında tamamlanmıştır. Eski adı “Göksu Kasrı” olan bu yapı, padişahların, Boğaziçi kıyılarındaki biniş kasırlarından biridir. Kasırlar sadece hünkârların malı sayılan ve sarayların haricinde inşa edilen, köşkten büyük binalardır. Devamlı ikamet için kullanılmayan kasırlar, padişahların dinlenmeleri için vakit geçirdikleri yerdir.</p>
<p><strong><img src="stories/kucuksu-kasri-cephe.jpg" border="0" alt="Küçüksu Kasrı" width="400" height="197" /><br /><br />Kasrın tarihi<br /></strong>Osmanlı tarihinde Lale Devri adıyla geçen dönem, yeniçeri ayaklanmasıyla kanlı bir şekilde sona erdikten sonra, Kâğıthane’de bulunan saray, köşk, yalı vb. binalar yağmalanıp yıkılmıştır. Bu hareket bir halk ayaklanması niteliğinde olmadığından kısa bir süre sonra her şey eski haline dönmüştür. İşte, böyle bir ortamda tahta çıkan II. Mahmud, Kâğıthane ve civarını imar etme yerine, Boğaziçi kıyılarında dinlenmeyi ve eğlenmeyi tercih etmiştir. Küçüksu, padişahın Boğaz’da en fazla sevdiği bir semt olmuştur. Sadrazam Divitkâr Mehmed Paşa, padişahın bu yöreyi çok sevdiğini farkedince, kendisine bu yörede bir kasır yapılmasını teklif etmiş ve olumlu cevap alınca da, kasrın yapılması için gerekli emirleri vermiştir.</p>
<p>Mühendis ve şehremini Yusuf Efendi, bir plan hazırlayarak, Küçüksu’da ahşap bir bina inşa etmeye başlamıştır. Kasır, 1751 yılında büyük törenlerle açılmıştır. Kandilli yamaçlarında kuyular kazılmış, terazilerle kasra su getirilmiştir. Getirilen su, kasrın ihtiyacını karşılamakla birlikte, havuz ve sebiller için de kullanılmıştır.</p>
<p>Sadrazam, kasrın döşeme masraflarını, Kedhüda Bey, Defterdar Efendi, Reis Efendi, Çavuş Başı, Yeniçeri Ağası, Cebeci Başı, Darphâne Nazırı, Gümrükçü ile Buğdan Voyvodası arasında paylaştırmıştır. III. Selim döneminde Küçüksu Kasrı tamamen tamir ettirilmiş, kasrın önüne büyük bir çeşme yapılmıştır. Kasrın diğer bir onarımı da II. Mahmut devrinde olmuştur.</p>
<p>Küçüksu Kasrı, 17. yüzyıl’dan başlayarak çeşitli kaynaklarda Bağçe-i Göksu adıyla anılan hasbahçenin (bugün Küçüksu Çayırı’nın bulunduğu alan) eşsiz doğal güzellikleriyle ilk olarak Sultan IV. Murat’ın (1623-1640) ilgisini çektiği ve 18. yüzyıl başlarında bu çevrede ilk yapılaşmaların görüldüğü bilinmektedir. Sultan I. Mahmut (1730-1754) döneminde Divittar Mehmed Paşa, bu hasbahçenin deniz kıyısına iki katlı ve ahşap bir saray yaptırmış, bu yapı III. Selim (1789-1807) ve II. Mahmut dönemlerinde onarılarak kullanılmıştır. Sultan Abdülmecit dönemindeyse (1839-1861) padişahın emriyle yıktırılmış ve yerine bugünkü kargir yapı inşa edilmiştir.</p>
<p><strong><img src="stories/kucuksu-kasri-yan.jpg" border="0" alt="Küçüksu Kasrı" width="400" height="300" /><br /><br />Özellikleri</strong><br />1857 yılında hizmete giren yeni Küçüksu Kasrı’nın mimarı Nikoğos Balyan Kalfa’dır. Kâgir, iki katlı ve yığma tekniğiyle inşa edilmiştir. Tuğla ve taş kullanılarak yükseltilen bina, ortalama 15 m x 27 m’lik bir alanda yer alır. Bodrumu ile birlikte üç katlı olan yapının bodrum katı mutfak, kiler ve hizmetçi odalarına ayrılmış, öbür katlarsa bir orta mekâna açılan dört oda biçiminde düzenlenmiştir. Her oda, hem hole, hem de arkasındaki diğer bir odaya açılır. Denize bakan odalarda iki, kara tarafındakilerde ise bir şömine bulunur.Bu özelliğiyle geleneksel Türk evi plan tipini yansıtan yapı, dinlenme ve av için kullanılan, bir “biniş kasrı” niteliğindeki yapı devlete ait diğer saray yapılarının tersine yüksek duvarlarla değil, dört yönde kapısı olan ve döküm tekniğiyle yapılmış zarif demir parmaklıklarla çevrilidir. Sultan Abdülaziz döneminde (1861-1876) cephe süslemeleri elden geçirilen yapı, zaman zaman çeşitli onarımlar görerek günümüze ulaşmış, ancak bu arada eski saraydan kalan ve çeşitli işlevlerdeki ek yapılarını yitirmiştir.</p>
<p>Kabartmalarla süslü ve hareketli deniz cephesinde, bu cepheye yaslanmış şadırvanlı küçük havuzunda, merdivenlerinde çeşitli batılı süsleme motifleri kullanılmıştır. Oda ve salonlar değerli sanat eserleriyle döşenmiş, bu iş için Viyana Operası dekoratörü Sechan görevlendirilmiştir.</p>
<p>Uzun kenarı deniz paralel, dikdörtgen planlı bir yapıdır. Yerden 3m kadar yüksekteki bir alt bölüme oturan iki kattan oluşur. Deniz cephesi üç düşey parçaya ayrılmıştır.; bunlardan ortadaki düz, yanlardaki dışbükeydir. Orta bölümde bulunan bulunan kapıya, at nalı biçimli, iki kollu görkemli bir mermer merdivenle ulaşılır. At nalının iki kolu arasında fıskiyeli mermer bir havuz yer alır. Giriş bölümü dört sütunun taşıdığı kemerli bir sahanlığın gerisine doğru çekilmiştir. Zemin katta boydan boya ikişer balkon vardır. Üst kattaki konsollara taşıtılmış, zemin kattaki ayaklara oturtulmuştur. Yapının bütün cepheleri, en tepede konsollar üstünde ileri taşan ve çatıyı gizleyen bir parapet duvarıyla sona erer.</p>
<p>Alçı kabartma ve kalem işi süslemeli tavanları, bir şömine müzesini andıran birbirinden farklı renk ve biçimde, değerli İtalyan mermerleriyle yapılmış şömineleri, her bir odada ayrı süslemeli ve ince işçilikli parkeleri, çeşitli Avrupa üsluplarındaki mobilyaları, halı ve tablolarıyla eşsiz bir sanat müzesi niteliğindeki Küçüksu Kasrı, Cumhuriyet Döneminde de bir süre devlet konukevi olarak kullanılmış ve günümüzde bir müze-saray işlevi kazanmıştır.</p>
<p>1994 yılında kapsamlı ve çağdaş bir restorasyon gören Küçüksu Kasrı, halkın ziyaretine açık tutulmakta, hemen yanıbaşındaki iskeleyi, çeşme meydanını ve özgün bahçesini tarihsel ve eskiden olduğu gibi halkın eğlenip dinlenebildiği bir mesire kimliğine kavuşturma çalışmaları sürmektedir. Bu çalışmalar sona erdiğinde, yapının bahçesi diğer saray, köşk ve kasırlarımızda olduğu gibi ulusal ya da uluslararası nitelikteki resepsiyonlara ayrılacaktır.</p>
<p>Kaynak:Wikipedia</p>
<p><a href="altin-rehber/map.php?name=Küçüksu Kasrı&lat=41.07845748576456&lon=29.06484603881836" target="_blank" title="Küçüksu Kasrı">Haritada Göster</a> </p>
<p> </p><p><strong>Küçüksu Kasrı<br /></strong><br />Küçüksu Kasrı veya Göksu Kasrı, İstanbul’un Küçüksu semtinde, Göksu Deresi ile Küçüksu Deresi arasında, Boğaziçi’nde Üsküdar-Beykoz sahilyolu üzerinde yer alan kasır. Sultan Abdülmecit tarafından Nigoğos Balyan’a yaptırılmış, inşaatı 1856 yılında tamamlanmıştır. Eski adı “Göksu Kasrı” olan bu yapı, padişahların, Boğaziçi kıyılarındaki biniş kasırlarından biridir. Kasırlar sadece hünkârların malı sayılan ve sarayların haricinde inşa edilen, köşkten büyük binalardır. Devamlı ikamet için kullanılmayan kasırlar, padişahların dinlenmeleri için vakit geçirdikleri yerdir.</p>
<p><strong><img src="stories/kucuksu-kasri-cephe.jpg" border="0" alt="Küçüksu Kasrı" width="400" height="197" /><br /><br />Kasrın tarihi<br /></strong>Osmanlı tarihinde Lale Devri adıyla geçen dönem, yeniçeri ayaklanmasıyla kanlı bir şekilde sona erdikten sonra, Kâğıthane’de bulunan saray, köşk, yalı vb. binalar yağmalanıp yıkılmıştır. Bu hareket bir halk ayaklanması niteliğinde olmadığından kısa bir süre sonra her şey eski haline dönmüştür. İşte, böyle bir ortamda tahta çıkan II. Mahmud, Kâğıthane ve civarını imar etme yerine, Boğaziçi kıyılarında dinlenmeyi ve eğlenmeyi tercih etmiştir. Küçüksu, padişahın Boğaz’da en fazla sevdiği bir semt olmuştur. Sadrazam Divitkâr Mehmed Paşa, padişahın bu yöreyi çok sevdiğini farkedince, kendisine bu yörede bir kasır yapılmasını teklif etmiş ve olumlu cevap alınca da, kasrın yapılması için gerekli emirleri vermiştir.</p>
<p>Mühendis ve şehremini Yusuf Efendi, bir plan hazırlayarak, Küçüksu’da ahşap bir bina inşa etmeye başlamıştır. Kasır, 1751 yılında büyük törenlerle açılmıştır. Kandilli yamaçlarında kuyular kazılmış, terazilerle kasra su getirilmiştir. Getirilen su, kasrın ihtiyacını karşılamakla birlikte, havuz ve sebiller için de kullanılmıştır.</p>
<p>Sadrazam, kasrın döşeme masraflarını, Kedhüda Bey, Defterdar Efendi, Reis Efendi, Çavuş Başı, Yeniçeri Ağası, Cebeci Başı, Darphâne Nazırı, Gümrükçü ile Buğdan Voyvodası arasında paylaştırmıştır. III. Selim döneminde Küçüksu Kasrı tamamen tamir ettirilmiş, kasrın önüne büyük bir çeşme yapılmıştır. Kasrın diğer bir onarımı da II. Mahmut devrinde olmuştur.</p>
<p>Küçüksu Kasrı, 17. yüzyıl’dan başlayarak çeşitli kaynaklarda Bağçe-i Göksu adıyla anılan hasbahçenin (bugün Küçüksu Çayırı’nın bulunduğu alan) eşsiz doğal güzellikleriyle ilk olarak Sultan IV. Murat’ın (1623-1640) ilgisini çektiği ve 18. yüzyıl başlarında bu çevrede ilk yapılaşmaların görüldüğü bilinmektedir. Sultan I. Mahmut (1730-1754) döneminde Divittar Mehmed Paşa, bu hasbahçenin deniz kıyısına iki katlı ve ahşap bir saray yaptırmış, bu yapı III. Selim (1789-1807) ve II. Mahmut dönemlerinde onarılarak kullanılmıştır. Sultan Abdülmecit dönemindeyse (1839-1861) padişahın emriyle yıktırılmış ve yerine bugünkü kargir yapı inşa edilmiştir.</p>
<p><strong><img src="stories/kucuksu-kasri-yan.jpg" border="0" alt="Küçüksu Kasrı" width="400" height="300" /><br /><br />Özellikleri</strong><br />1857 yılında hizmete giren yeni Küçüksu Kasrı’nın mimarı Nikoğos Balyan Kalfa’dır. Kâgir, iki katlı ve yığma tekniğiyle inşa edilmiştir. Tuğla ve taş kullanılarak yükseltilen bina, ortalama 15 m x 27 m’lik bir alanda yer alır. Bodrumu ile birlikte üç katlı olan yapının bodrum katı mutfak, kiler ve hizmetçi odalarına ayrılmış, öbür katlarsa bir orta mekâna açılan dört oda biçiminde düzenlenmiştir. Her oda, hem hole, hem de arkasındaki diğer bir odaya açılır. Denize bakan odalarda iki, kara tarafındakilerde ise bir şömine bulunur.Bu özelliğiyle geleneksel Türk evi plan tipini yansıtan yapı, dinlenme ve av için kullanılan, bir “biniş kasrı” niteliğindeki yapı devlete ait diğer saray yapılarının tersine yüksek duvarlarla değil, dört yönde kapısı olan ve döküm tekniğiyle yapılmış zarif demir parmaklıklarla çevrilidir. Sultan Abdülaziz döneminde (1861-1876) cephe süslemeleri elden geçirilen yapı, zaman zaman çeşitli onarımlar görerek günümüze ulaşmış, ancak bu arada eski saraydan kalan ve çeşitli işlevlerdeki ek yapılarını yitirmiştir.</p>
<p>Kabartmalarla süslü ve hareketli deniz cephesinde, bu cepheye yaslanmış şadırvanlı küçük havuzunda, merdivenlerinde çeşitli batılı süsleme motifleri kullanılmıştır. Oda ve salonlar değerli sanat eserleriyle döşenmiş, bu iş için Viyana Operası dekoratörü Sechan görevlendirilmiştir.</p>
<p>Uzun kenarı deniz paralel, dikdörtgen planlı bir yapıdır. Yerden 3m kadar yüksekteki bir alt bölüme oturan iki kattan oluşur. Deniz cephesi üç düşey parçaya ayrılmıştır.; bunlardan ortadaki düz, yanlardaki dışbükeydir. Orta bölümde bulunan bulunan kapıya, at nalı biçimli, iki kollu görkemli bir mermer merdivenle ulaşılır. At nalının iki kolu arasında fıskiyeli mermer bir havuz yer alır. Giriş bölümü dört sütunun taşıdığı kemerli bir sahanlığın gerisine doğru çekilmiştir. Zemin katta boydan boya ikişer balkon vardır. Üst kattaki konsollara taşıtılmış, zemin kattaki ayaklara oturtulmuştur. Yapının bütün cepheleri, en tepede konsollar üstünde ileri taşan ve çatıyı gizleyen bir parapet duvarıyla sona erer.</p>
<p>Alçı kabartma ve kalem işi süslemeli tavanları, bir şömine müzesini andıran birbirinden farklı renk ve biçimde, değerli İtalyan mermerleriyle yapılmış şömineleri, her bir odada ayrı süslemeli ve ince işçilikli parkeleri, çeşitli Avrupa üsluplarındaki mobilyaları, halı ve tablolarıyla eşsiz bir sanat müzesi niteliğindeki Küçüksu Kasrı, Cumhuriyet Döneminde de bir süre devlet konukevi olarak kullanılmış ve günümüzde bir müze-saray işlevi kazanmıştır.</p>
<p>1994 yılında kapsamlı ve çağdaş bir restorasyon gören Küçüksu Kasrı, halkın ziyaretine açık tutulmakta, hemen yanıbaşındaki iskeleyi, çeşme meydanını ve özgün bahçesini tarihsel ve eskiden olduğu gibi halkın eğlenip dinlenebildiği bir mesire kimliğine kavuşturma çalışmaları sürmektedir. Bu çalışmalar sona erdiğinde, yapının bahçesi diğer saray, köşk ve kasırlarımızda olduğu gibi ulusal ya da uluslararası nitelikteki resepsiyonlara ayrılacaktır.</p>
<p>Kaynak:Wikipedia</p>
<p><a href="altin-rehber/map.php?name=Küçüksu Kasrı&lat=41.07845748576456&lon=29.06484603881836" target="_blank" title="Küçüksu Kasrı">Haritada Göster</a> </p>
<p> </p>Küçüksu Mihrişah Valide Sultan Çeşmesi2009-09-15T16:06:14Z2009-09-15T16:06:14Zhttp://www.ahisar.com/tarihi-eserler/kucuksu-mihrisah-valide-sultan-cesmesi.htmlAdministratorinfo@ahisar.com<p>KÜÇÜKSU MİHRİŞAH VALİDE SULTAN ÇEŞMESİ<br /><br /><img src="stories/kucuksu-mihrisah-valide-sultan-cesmesi.jpg" border="0" alt="Küçüksu Mihrişah Valide Sultan Çeşmesi" hspace="5" width="334" height="343" align="left" />Göksu'da Küçüksu Kasrı'nın yanında bulunan çeşmeyi 3. Selim, annesi Mihrişah Sultan için 1807'de yaptırdı. Pitoresk üslupla yapılan bu çeşme Boğaziçi resimlerini en çok süsleyen çeşmedir. Göksü ve Küçüksu dereleri arasındaki ünlü mesirenin varlığına bağlı olarak, İstanbul literatüründe özel bir yer taşır. Barok ve Ampir üsluplarının geçiş döneminde yapılmış. Deniz kenarında olduğu için yüksek bir sofa üzerine yerleştirilen çeşme, dikdörtgen planlı. Buradaki mesire yerinin önüne yapılan vapur iskelesi ve daha sonra Boğaz köprülerinin yapımı sırasında Küçüksu Çayırı'nın şantiye olarak kullanılması, eski iskele yerine yapılan kahve ve uzun yıllar süren Küçüksu Kasrı inşaatı, çeşmenin bakımsız kalmasına neden olmuş.</p>
<p><br /><br /><a href="altin-rehber/map.php?name=Küçüksu Çeşmesi&lat=41.078918472179154&lon=29.065275192260742" target="_blank" title="Küçüksu Çeşmesi">Haritada Göster</a></p><p>KÜÇÜKSU MİHRİŞAH VALİDE SULTAN ÇEŞMESİ<br /><br /><img src="stories/kucuksu-mihrisah-valide-sultan-cesmesi.jpg" border="0" alt="Küçüksu Mihrişah Valide Sultan Çeşmesi" hspace="5" width="334" height="343" align="left" />Göksu'da Küçüksu Kasrı'nın yanında bulunan çeşmeyi 3. Selim, annesi Mihrişah Sultan için 1807'de yaptırdı. Pitoresk üslupla yapılan bu çeşme Boğaziçi resimlerini en çok süsleyen çeşmedir. Göksü ve Küçüksu dereleri arasındaki ünlü mesirenin varlığına bağlı olarak, İstanbul literatüründe özel bir yer taşır. Barok ve Ampir üsluplarının geçiş döneminde yapılmış. Deniz kenarında olduğu için yüksek bir sofa üzerine yerleştirilen çeşme, dikdörtgen planlı. Buradaki mesire yerinin önüne yapılan vapur iskelesi ve daha sonra Boğaz köprülerinin yapımı sırasında Küçüksu Çayırı'nın şantiye olarak kullanılması, eski iskele yerine yapılan kahve ve uzun yıllar süren Küçüksu Kasrı inşaatı, çeşmenin bakımsız kalmasına neden olmuş.</p>
<p><br /><br /><a href="altin-rehber/map.php?name=Küçüksu Çeşmesi&lat=41.078918472179154&lon=29.065275192260742" target="_blank" title="Küçüksu Çeşmesi">Haritada Göster</a></p>Anadolu Hisarı2009-09-15T13:53:34Z2009-09-15T13:53:34Zhttp://www.ahisar.com/tarihi-eserler/anadolu-hisari.htmlAdministratorinfo@ahisar.com<p><img src="stories/anadolu-hisari.jpg" border="0" alt="Anadoluhisarı" hspace="5" width="400" height="261" align="left" />Anadolu Hisarı; İstanbul'un Anadoluhisarı semtinde, Göksu Deresi'nin İstanbul Boğazı'na döküldüğü yerdedir. 1395'te Yıldırım Beyazid tarafından, İstanbul'un İkinci Osmanlı Kuşatmasına hazırlığının bir parçası olarak yaptırılmıştır.</p>
<p>Anadolu hisarı, 7.000 metrekarelik bir alan üzerine, Boğazın en dar noktası olan 660 metre mesafedeki bölgesine inşa edilmiştir. Cenevizliler, Bizans'la birlik olup Karadeniz'de (Kefe,Sinop ve Amasra'da) koloniler kurmuşlardı. Bu sebeple, Boğaz geçişi Cenevizliler için hayati önem taşımaktaydı. Aynı durum Osmanlılar için de söz konusuydu. Karşı sahilde, İstanbul'un Avrupa yakasında bulunan Rumeli Hisarı ise, 1451-1452 yılları arasında II. Mehmed tarafından, bu yabancı ülkelerin gemilerinin geçişlerini denetim altında tutabilmek amacıyla inşa ettirilmiştir. Fatih Sultan Mehmed, Rumeli Hisarı'nı yaptırırken bu kaleye dış surlar ekletmiştir.</p>
<p>Anadolu Hisarı, iç ve dış kale ile bu kalelerin surlarından oluşur. İç kale, dikdörtgen biçimindeki dört katlı bir kuledir. İlk yapıldığında, bir giriş kapısı bulunmadığı için, kuleye iç kale surlarına uzanan bir asma köprüden giriliyordu. Üst katlarına da içerideki ahşap merdivenlerle çıkılıyordu.</p>
<p>İç kale surları, dış kalenin kuzeydoğu ve kuzeybatı köşelerini birleştirir. Bu surlar üç metre kalınlığındadır. İç surlarla birleşen dış kale surlarının üzerinde birçok kemer ve surları korumak için yapılmış üç kule bulunur. Asıl kalenin surları doğu-batı yönünde 65 metre; kuzey-güney yönünde 80 metre boyunca uzanır. Surların kalınlığı 2.5 metredir. Dış surlarda topların yerleştirildiği menfezler bulunur. Anadolu Hisarı'nın asıl kalesinde ve iç surlarında, araları harçla doldurulmuş blok taşlar kullanılmıştır.</p>
<p>Anadolu Hisarı, İstanbul'un fethinden sonra askeri önemini yitirmiş, çevresi zamanla bir yerleşim bölgesi durumuna gelmiştir. Bugün bazı bölümleri yıkık olan Anadolu Hisarı’nın ortasından yol geçmektedir.</p>
<p><a href="altin-rehber/map.php?name=Anadoluhisarı&lat=41.08218167829352&lon=29.066905975341797" target="_blank" title="Anadoluhisarı">Haritada Göster</a><br /><br /><br /><br />Kaynak : Vikipedi, özgür ansiklopedi</p>
<p><br /><br /></p><p><img src="stories/anadolu-hisari.jpg" border="0" alt="Anadoluhisarı" hspace="5" width="400" height="261" align="left" />Anadolu Hisarı; İstanbul'un Anadoluhisarı semtinde, Göksu Deresi'nin İstanbul Boğazı'na döküldüğü yerdedir. 1395'te Yıldırım Beyazid tarafından, İstanbul'un İkinci Osmanlı Kuşatmasına hazırlığının bir parçası olarak yaptırılmıştır.</p>
<p>Anadolu hisarı, 7.000 metrekarelik bir alan üzerine, Boğazın en dar noktası olan 660 metre mesafedeki bölgesine inşa edilmiştir. Cenevizliler, Bizans'la birlik olup Karadeniz'de (Kefe,Sinop ve Amasra'da) koloniler kurmuşlardı. Bu sebeple, Boğaz geçişi Cenevizliler için hayati önem taşımaktaydı. Aynı durum Osmanlılar için de söz konusuydu. Karşı sahilde, İstanbul'un Avrupa yakasında bulunan Rumeli Hisarı ise, 1451-1452 yılları arasında II. Mehmed tarafından, bu yabancı ülkelerin gemilerinin geçişlerini denetim altında tutabilmek amacıyla inşa ettirilmiştir. Fatih Sultan Mehmed, Rumeli Hisarı'nı yaptırırken bu kaleye dış surlar ekletmiştir.</p>
<p>Anadolu Hisarı, iç ve dış kale ile bu kalelerin surlarından oluşur. İç kale, dikdörtgen biçimindeki dört katlı bir kuledir. İlk yapıldığında, bir giriş kapısı bulunmadığı için, kuleye iç kale surlarına uzanan bir asma köprüden giriliyordu. Üst katlarına da içerideki ahşap merdivenlerle çıkılıyordu.</p>
<p>İç kale surları, dış kalenin kuzeydoğu ve kuzeybatı köşelerini birleştirir. Bu surlar üç metre kalınlığındadır. İç surlarla birleşen dış kale surlarının üzerinde birçok kemer ve surları korumak için yapılmış üç kule bulunur. Asıl kalenin surları doğu-batı yönünde 65 metre; kuzey-güney yönünde 80 metre boyunca uzanır. Surların kalınlığı 2.5 metredir. Dış surlarda topların yerleştirildiği menfezler bulunur. Anadolu Hisarı'nın asıl kalesinde ve iç surlarında, araları harçla doldurulmuş blok taşlar kullanılmıştır.</p>
<p>Anadolu Hisarı, İstanbul'un fethinden sonra askeri önemini yitirmiş, çevresi zamanla bir yerleşim bölgesi durumuna gelmiştir. Bugün bazı bölümleri yıkık olan Anadolu Hisarı’nın ortasından yol geçmektedir.</p>
<p><a href="altin-rehber/map.php?name=Anadoluhisarı&lat=41.08218167829352&lon=29.066905975341797" target="_blank" title="Anadoluhisarı">Haritada Göster</a><br /><br /><br /><br />Kaynak : Vikipedi, özgür ansiklopedi</p>
<p><br /><br /></p>Küçüksu Camii2009-09-15T12:02:42Z2009-09-15T12:02:42Zhttp://www.ahisar.com/tarihi-eserler/kucuksu-camii.htmlAdministratorinfo@ahisar.com<p>1950'li yıllarda yıkılan bu camiden geriye hiçbir iz kalmamıştır. 1800'lü yılların sonunda çekilmiş bu fotoğrafta yıkılıp yok edilen 2 tarihi eser (Küçüksu Camii ve Küçüksu Karakolu) yanyana görünüyor.</p>
<p><img src="stories/anadolu-hisari-kucuksu-camii.jpg" border="0" alt="Küçüksu Camii" width="400" height="269" /><br /><br />"1750’lerde yapılan Mihrişah Sultan Camii’nin Osmanlı padişahlarından II. Mahmut’un fermanı ile 1835’te restore edildiği biliniyor. <br /><br />1930’larda ise caminin hemen yanında bulunan Küçüksu Kasrı devlet büyüklerine tahsis edilince cami cemaati azalmış ve bu süreçte caminin minaresi anlaşılamayan bir sebeple yıkılmış. Bu gelişmelerin ardından bir süre Küçüksu İdman Yurdu olarak kullanılan cami daha sonra da Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından lokal olarak kullanılmaya başlandı. 1950’de çok partili döneme geçişten sonra caminin durumu komuoyunun tepkisine yol açtı. Anadoluhisarı halkı, caminin tekrar ibadete açılması için Vakıflar Başmüdürlüğü’ne dilekçe verdi, ancak değişen bir şey olmadı. 1956’ya gelindiğinde ise Celal Bayar’ın Küçüksu Kasrı’nda oturduğu sırada, tartışmalara son vermek için cami tamamen yıktırıldı. "<br /><br />Kaynak : Tarihçi Prof. Dr. Semavi Eyice’nin araştırmaları<br /><br /><a href="altin-rehber/map.php?name=Küçüksu Camii&lat=41.07819464118616&lon=29.0658438205719" target="_blank" title="Küçüksu Camii">Haritada Göster</a></p><p>1950'li yıllarda yıkılan bu camiden geriye hiçbir iz kalmamıştır. 1800'lü yılların sonunda çekilmiş bu fotoğrafta yıkılıp yok edilen 2 tarihi eser (Küçüksu Camii ve Küçüksu Karakolu) yanyana görünüyor.</p>
<p><img src="stories/anadolu-hisari-kucuksu-camii.jpg" border="0" alt="Küçüksu Camii" width="400" height="269" /><br /><br />"1750’lerde yapılan Mihrişah Sultan Camii’nin Osmanlı padişahlarından II. Mahmut’un fermanı ile 1835’te restore edildiği biliniyor. <br /><br />1930’larda ise caminin hemen yanında bulunan Küçüksu Kasrı devlet büyüklerine tahsis edilince cami cemaati azalmış ve bu süreçte caminin minaresi anlaşılamayan bir sebeple yıkılmış. Bu gelişmelerin ardından bir süre Küçüksu İdman Yurdu olarak kullanılan cami daha sonra da Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından lokal olarak kullanılmaya başlandı. 1950’de çok partili döneme geçişten sonra caminin durumu komuoyunun tepkisine yol açtı. Anadoluhisarı halkı, caminin tekrar ibadete açılması için Vakıflar Başmüdürlüğü’ne dilekçe verdi, ancak değişen bir şey olmadı. 1956’ya gelindiğinde ise Celal Bayar’ın Küçüksu Kasrı’nda oturduğu sırada, tartışmalara son vermek için cami tamamen yıktırıldı. "<br /><br />Kaynak : Tarihçi Prof. Dr. Semavi Eyice’nin araştırmaları<br /><br /><a href="altin-rehber/map.php?name=Küçüksu Camii&lat=41.07819464118616&lon=29.0658438205719" target="_blank" title="Küçüksu Camii">Haritada Göster</a></p>Göksu Peksimetçi Salih Ağa Camii2009-09-15T11:27:00Z2009-09-15T11:27:00Zhttp://www.ahisar.com/tarihi-eserler/goksu-peksimetci-salih-aga-camii.htmlAdministratorinfo@ahisar.com<p><img src="stories/goksu-peksimetci-salih-aga-camii" border="0" alt="Göksu Peksimetçi Salih Ağa Camii" hspace="5" width="250" height="340" align="left" />GÖKSU PEKSİMETÇİ SALİHAĞA CAMİİ TARİHÇESİ</p>
<p>Cami ilk olarak 1767 tarihinde vefat eden Peksimetçi Salih Ağa tarafından ahşap mescit olarak yapılmıştır. 1830 yılında Sultan II. Mahmut'un fermanı ile aslına uygun olarak tamir edilmiştir.</p>
<p>1962 yılında etrafından taş duvarlarla genişletilerek bodrum ve mahfil katı eklenmiş, ahşap çatı ile örtülerek cami yenilenmiştir.</p>
<p>1995 yılında girişe üç katlı bir bölüm eklenerek genişletilmiş ve betonarme kubbe ile örtülmüştür. Duvarları seramikle kaplanmıştır. Zeminden ısıtma ve klima sistemi ile donatılarak 1996'da yeniden hizmete açılmıştır. Caminin şuanki cemaat kapasitesi 1100 kişidir.</p>
<p>Caminin Mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü' ne aittir.<br /><br /><a href="altin-rehber/map.php?name=Göksu Peksimetçi Salih Ağa Camii&lat=41.079092352180005&lon=29.074657559394836" target="_blank" title="Göksu Peksimetçi Salih Ağa Camii">Haritada Göster</a></p><p><img src="stories/goksu-peksimetci-salih-aga-camii" border="0" alt="Göksu Peksimetçi Salih Ağa Camii" hspace="5" width="250" height="340" align="left" />GÖKSU PEKSİMETÇİ SALİHAĞA CAMİİ TARİHÇESİ</p>
<p>Cami ilk olarak 1767 tarihinde vefat eden Peksimetçi Salih Ağa tarafından ahşap mescit olarak yapılmıştır. 1830 yılında Sultan II. Mahmut'un fermanı ile aslına uygun olarak tamir edilmiştir.</p>
<p>1962 yılında etrafından taş duvarlarla genişletilerek bodrum ve mahfil katı eklenmiş, ahşap çatı ile örtülerek cami yenilenmiştir.</p>
<p>1995 yılında girişe üç katlı bir bölüm eklenerek genişletilmiş ve betonarme kubbe ile örtülmüştür. Duvarları seramikle kaplanmıştır. Zeminden ısıtma ve klima sistemi ile donatılarak 1996'da yeniden hizmete açılmıştır. Caminin şuanki cemaat kapasitesi 1100 kişidir.</p>
<p>Caminin Mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü' ne aittir.<br /><br /><a href="altin-rehber/map.php?name=Göksu Peksimetçi Salih Ağa Camii&lat=41.079092352180005&lon=29.074657559394836" target="_blank" title="Göksu Peksimetçi Salih Ağa Camii">Haritada Göster</a></p>Anadoluhisarı Fatih Sultan Camii2009-09-15T10:33:11Z2009-09-15T10:33:11Zhttp://www.ahisar.com/tarihi-eserler/anadolu-hisari-fatih-sultan-camii.htmlAdministratorinfo@ahisar.com<p><strong>CAMİ'NİN TARİHÇESİ</strong><br />Anadoluhisarı Camii'ni Fatih Sultan Mehmet Güzelcehisarı tamir ederken tek kubbeli olarak inşa ettirmiştir. Kesin bir yapım tarihi yoktur. Bu camii Anadoluhisari iskele önündeki meydan düzenlenirken İstanbul Şehremeni (Emin Bey) zamanında yıktırılmış, Anadoluhisarı - Kanlıca yolu üzerine bugünkü haliyle yeniden yaptırılmıştır.<br /><br />Anadoluhisarı Camii'nin iki katlı ahşap bir yapı söylenir. Zamanla harap olmuş yanmış ve hicri 1301(1883) yılında Sultan Abdülhamit tarafından onarılmıştır. İskele önünden 10-12 basamakla çıkılan giriş kapısı üzerine onarım kitabesini yerleştirmiştir.<br /><br />Bugünkü Anadoluhisarı Camii kare planlı, ahşap çatılı geçme ve o devir özelliklerini taşıyan kağir bir yapıdır. İlk yapısının yalnızca kare taşlarından yararlanılmıştır. İbadet mekanı pencerelerle aydınlatılmıştır. Kuzey köşede yer alan minare kesme taştan olup şerefe altı süslenmiştir.|<br /><br />Kaynak : Camii girişinde bulunan yazı.</p>
<p><img src="stories/anadolu-hisari-fatih-sultan-camii.jpg" border="0" alt="Anadoluhisarı Fatih Sultan Camii" width="400" height="277" /><br /><br />Minare üzerindeki Tarihnüvis Muhtar Efendi’nin yazdığı bir kitabe bulunmaktadır :</p>
<p><em>Çünkü yanıp oldu harab, ihyasına kıldı şitab<br />Sultanı fâruki cenâb, Abdülhamit Hanı zeman,<br />Kıldıkça m’üminler namaz, itdikçe âşıklar niyaz<br />Ömrü hümâyunu diraz, kılsun Hüdai müstean<br />Muhtar tes’id eyledi, târihi muaccen söyledi,<br />Lütfetti tecdid eyledi, bu camî şâhi cihan.</em></p>
<p><em>1301 (M.1885)</em></p>
<p>Bu caminin milli mücadelede ayrı bir yeri vardır. Cami gizli bir karargah olarak kullanılmıştır. Vatan müdafaasına koşan gönüllüler Anadolu’ya davet edilen zabitler, cephane ve silah bu camide toplanır ve Anadolu’ya sevkedilirdi. <br /><br />Kaynak : Beykoz Belediyesi web sitesi.<br /><br /><br /><a href="altin-rehber/map.php?name=Fatih Sultan Camii&lat=41.08510103888524&lon=29.06748265028" target="_blank" title="Fatih Sultan Camii">Anadoluhisarı Fatih Sultan Camiini Haritada Göster</a><br /><br /><span class="printHide">GEZERGIBI.COM </span>sitesinde Fatih Sultan Camii'ni 3 boyutlu olarak izleyebilirsiniz.<br /><a href="http://www.gezergibi.com/panorama16-fatih-sultan-camii.htm" target="_blank">http://www.gezergibi.com/panorama16-fatih-sultan-camii.htm</a><br /><br /><br /><br /><strong>ANADOLUHİSARI CAMİİ FOTOĞRAFLARI :<br /><br /><img src="stories/fatih-sultan-camii.jpg" border="0" alt="Anadoluhisarı Fatih Sultan Camii" width="500" height="333" /><br /></strong>Minare üzerindeki kitabe.<br /><br /><img src="stories/anadolu-hisari-camii.jpg" border="0" alt="Fatih Sultan Camii Şadırvan Süslemeleri" width="500" height="332" /><br />Şadırvan tavan süslemeleri<br /><br /></p><p><strong>CAMİ'NİN TARİHÇESİ</strong><br />Anadoluhisarı Camii'ni Fatih Sultan Mehmet Güzelcehisarı tamir ederken tek kubbeli olarak inşa ettirmiştir. Kesin bir yapım tarihi yoktur. Bu camii Anadoluhisari iskele önündeki meydan düzenlenirken İstanbul Şehremeni (Emin Bey) zamanında yıktırılmış, Anadoluhisarı - Kanlıca yolu üzerine bugünkü haliyle yeniden yaptırılmıştır.<br /><br />Anadoluhisarı Camii'nin iki katlı ahşap bir yapı söylenir. Zamanla harap olmuş yanmış ve hicri 1301(1883) yılında Sultan Abdülhamit tarafından onarılmıştır. İskele önünden 10-12 basamakla çıkılan giriş kapısı üzerine onarım kitabesini yerleştirmiştir.<br /><br />Bugünkü Anadoluhisarı Camii kare planlı, ahşap çatılı geçme ve o devir özelliklerini taşıyan kağir bir yapıdır. İlk yapısının yalnızca kare taşlarından yararlanılmıştır. İbadet mekanı pencerelerle aydınlatılmıştır. Kuzey köşede yer alan minare kesme taştan olup şerefe altı süslenmiştir.|<br /><br />Kaynak : Camii girişinde bulunan yazı.</p>
<p><img src="stories/anadolu-hisari-fatih-sultan-camii.jpg" border="0" alt="Anadoluhisarı Fatih Sultan Camii" width="400" height="277" /><br /><br />Minare üzerindeki Tarihnüvis Muhtar Efendi’nin yazdığı bir kitabe bulunmaktadır :</p>
<p><em>Çünkü yanıp oldu harab, ihyasına kıldı şitab<br />Sultanı fâruki cenâb, Abdülhamit Hanı zeman,<br />Kıldıkça m’üminler namaz, itdikçe âşıklar niyaz<br />Ömrü hümâyunu diraz, kılsun Hüdai müstean<br />Muhtar tes’id eyledi, târihi muaccen söyledi,<br />Lütfetti tecdid eyledi, bu camî şâhi cihan.</em></p>
<p><em>1301 (M.1885)</em></p>
<p>Bu caminin milli mücadelede ayrı bir yeri vardır. Cami gizli bir karargah olarak kullanılmıştır. Vatan müdafaasına koşan gönüllüler Anadolu’ya davet edilen zabitler, cephane ve silah bu camide toplanır ve Anadolu’ya sevkedilirdi. <br /><br />Kaynak : Beykoz Belediyesi web sitesi.<br /><br /><br /><a href="altin-rehber/map.php?name=Fatih Sultan Camii&lat=41.08510103888524&lon=29.06748265028" target="_blank" title="Fatih Sultan Camii">Anadoluhisarı Fatih Sultan Camiini Haritada Göster</a><br /><br /><span class="printHide">GEZERGIBI.COM </span>sitesinde Fatih Sultan Camii'ni 3 boyutlu olarak izleyebilirsiniz.<br /><a href="http://www.gezergibi.com/panorama16-fatih-sultan-camii.htm" target="_blank">http://www.gezergibi.com/panorama16-fatih-sultan-camii.htm</a><br /><br /><br /><br /><strong>ANADOLUHİSARI CAMİİ FOTOĞRAFLARI :<br /><br /><img src="stories/fatih-sultan-camii.jpg" border="0" alt="Anadoluhisarı Fatih Sultan Camii" width="500" height="333" /><br /></strong>Minare üzerindeki kitabe.<br /><br /><img src="stories/anadolu-hisari-camii.jpg" border="0" alt="Fatih Sultan Camii Şadırvan Süslemeleri" width="500" height="332" /><br />Şadırvan tavan süslemeleri<br /><br /></p>Muhaşşi Sinan Camii2009-09-09T14:07:44Z2009-09-09T14:07:44Zhttp://www.ahisar.com/tarihi-eserler/muhassi-sinan-camii.htmlAdministratorinfo@ahisar.com<p> <strong>Muhaşşi Sinan</strong> Camii (1574), Anadolu Hisarı camii sokakta, Göksu deresine bakan bir tepe üzerinde bulunmaktadır.</p>
<p><img src="stories/anadoluhisari-muhassi-sinan-camii.jpg" border="0" hspace="5" width="245" height="322" align="left" /><em>"Muhaşşi Sinan Efendi Kimdir ?<br /><br />Bu Camii Şerifin Banisi Muhaşşi (haşiyeci) Sinanüddin Yusuf Bin Hüsamüddin Efendi' dir. Amasya' dan İstanbul'a gelmiş, Medrese tahsilinden sonra bazı vazifeler alarak 954 H. (1547)' de İstanbul kadısı, 958 H. (1551)' de Anadolu Kazaskeri olmuştur. Tekaüt olduktan sonra evinde ibadetle meşgul iken H. 968 (1561) yılı Recep ayında 93 yaşında vefat etmiştir. İstanbul'da Fatih civarında yeni odalar yakınında Yayla Camii denmekle meşhur kendi eserihayrı olan Camii Şerifi haziresina defnolunmustur.</em></p>
<p><em>Sinan Efendi Kadi Beyzavi'nin tefsirini haşiye etmiştir. Mescidin yanındaki (fevkani) iki kattı bir Mektebi vardır.</em></p>
<p><em>Mimberini esseyit Mahmut Dede Efendi 1115 H. (1703) senesine vaz'ederek Mescid Camii'ye çevrilmiştir. Mahmut efendi Edirne vak'asına tahttan indirilen ikinci Sultan Mustafa' nın Şeyhülislamı Feyzullah Efendinin damadıdır."</em><br /><br />Kaynak : Cami girişindeki tanıtım yazısından alınmıştır.<br /><br /><br /><a href="altin-rehber/map.php?name=Muhaşşi Sinan Camii&lat=41.083613070744086&lon=29.06893104314804" target="_blank" title="Muhaşşi Sinan Camii">Haritada Göster</a> <br /><br /><br /><br /></p><p> <strong>Muhaşşi Sinan</strong> Camii (1574), Anadolu Hisarı camii sokakta, Göksu deresine bakan bir tepe üzerinde bulunmaktadır.</p>
<p><img src="stories/anadoluhisari-muhassi-sinan-camii.jpg" border="0" hspace="5" width="245" height="322" align="left" /><em>"Muhaşşi Sinan Efendi Kimdir ?<br /><br />Bu Camii Şerifin Banisi Muhaşşi (haşiyeci) Sinanüddin Yusuf Bin Hüsamüddin Efendi' dir. Amasya' dan İstanbul'a gelmiş, Medrese tahsilinden sonra bazı vazifeler alarak 954 H. (1547)' de İstanbul kadısı, 958 H. (1551)' de Anadolu Kazaskeri olmuştur. Tekaüt olduktan sonra evinde ibadetle meşgul iken H. 968 (1561) yılı Recep ayında 93 yaşında vefat etmiştir. İstanbul'da Fatih civarında yeni odalar yakınında Yayla Camii denmekle meşhur kendi eserihayrı olan Camii Şerifi haziresina defnolunmustur.</em></p>
<p><em>Sinan Efendi Kadi Beyzavi'nin tefsirini haşiye etmiştir. Mescidin yanındaki (fevkani) iki kattı bir Mektebi vardır.</em></p>
<p><em>Mimberini esseyit Mahmut Dede Efendi 1115 H. (1703) senesine vaz'ederek Mescid Camii'ye çevrilmiştir. Mahmut efendi Edirne vak'asına tahttan indirilen ikinci Sultan Mustafa' nın Şeyhülislamı Feyzullah Efendinin damadıdır."</em><br /><br />Kaynak : Cami girişindeki tanıtım yazısından alınmıştır.<br /><br /><br /><a href="altin-rehber/map.php?name=Muhaşşi Sinan Camii&lat=41.083613070744086&lon=29.06893104314804" target="_blank" title="Muhaşşi Sinan Camii">Haritada Göster</a> <br /><br /><br /><br /></p>Namazgah2009-09-01T22:00:00Z2009-09-01T22:00:00Zhttp://www.ahisar.com/tarihi-eserler/namazgah.htmlAdministratorinfo@ahisar.com<p>Anadoluhisarı’nda kale önünde ve sahildedir. Yıldırım Beyazıd tarafından yaptırılan Anadoluhisarı, Fatih Sultan Mehmed tarafından tahkim ve genişletilirken topların bulunduğu bulunduğu kısmın önü yükseltilerek bir de namazgah yapılmıştır.<br /><br /><br /><img src="stories/anadolu-hisari-namazgah.jpg" border="0" alt="Anadoluhisarı Namazgah" width="400" height="267" /><br /><br /><a href="altin-rehber/map.php?name=Anadoluhisarı Namazgahı&lat=41.08201185000171&lon=29.066390991210937" target="_blank" title="Anadoluhisarı Namazgahı"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #0000ff;">Anadoluhisarı Namazgahı'nı Haritada Göster</span></span></a><br /><strong><br />
<hr />
</strong></p>
<p><strong>Namazgah Nedir?</strong></p>
<p><img src="stories/namazgah.jpg" border="0" alt="Osmanlı zamanında bir namazgah" width="400" height="270" /><br /><br />Açık havada namaz kılmak amacıyla yapılmış ibadet yeri. Namazgahlar şehirlerde ve yakın çevredeki mesire yerlerinde daha çok yaz mevsiminde hizmet vermek amacıyla kurulurdu. Buralarda cuma ve bayram namazlarıyla ramazanda teravih namazları kılınırdı. Şehir namazgahlar ise yolculuk sırasında ibadet ve dinlenme ihtiyacını gidermek amacıyla menzil yerlerinde inşa edilirdi.</p>
<p>Namazgahlarda abdest almak için bir çeşme ya da kuyu, kıble yönünü gösteren ve aynı zamanda namaz kılanla önünden geçen arasında bir tür perde vazifesi gören mihrap taşı ve ibadet edenlerin rahatını sağlamak için gölge veren çınar ya da çitlenbik gibi ağaçlar bulunurdu. Zemini çimen veya toprak olabileceği gibi taş döşeli olanları da vardı. Bazı namazgahların mihrap taşının diğer yüzü çeşme şeklinde düzenlenmiştir. <br /><br /><br /><br /></p><p>Anadoluhisarı’nda kale önünde ve sahildedir. Yıldırım Beyazıd tarafından yaptırılan Anadoluhisarı, Fatih Sultan Mehmed tarafından tahkim ve genişletilirken topların bulunduğu bulunduğu kısmın önü yükseltilerek bir de namazgah yapılmıştır.<br /><br /><br /><img src="stories/anadolu-hisari-namazgah.jpg" border="0" alt="Anadoluhisarı Namazgah" width="400" height="267" /><br /><br /><a href="altin-rehber/map.php?name=Anadoluhisarı Namazgahı&lat=41.08201185000171&lon=29.066390991210937" target="_blank" title="Anadoluhisarı Namazgahı"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #0000ff;">Anadoluhisarı Namazgahı'nı Haritada Göster</span></span></a><br /><strong><br />
<hr />
</strong></p>
<p><strong>Namazgah Nedir?</strong></p>
<p><img src="stories/namazgah.jpg" border="0" alt="Osmanlı zamanında bir namazgah" width="400" height="270" /><br /><br />Açık havada namaz kılmak amacıyla yapılmış ibadet yeri. Namazgahlar şehirlerde ve yakın çevredeki mesire yerlerinde daha çok yaz mevsiminde hizmet vermek amacıyla kurulurdu. Buralarda cuma ve bayram namazlarıyla ramazanda teravih namazları kılınırdı. Şehir namazgahlar ise yolculuk sırasında ibadet ve dinlenme ihtiyacını gidermek amacıyla menzil yerlerinde inşa edilirdi.</p>
<p>Namazgahlarda abdest almak için bir çeşme ya da kuyu, kıble yönünü gösteren ve aynı zamanda namaz kılanla önünden geçen arasında bir tür perde vazifesi gören mihrap taşı ve ibadet edenlerin rahatını sağlamak için gölge veren çınar ya da çitlenbik gibi ağaçlar bulunurdu. Zemini çimen veya toprak olabileceği gibi taş döşeli olanları da vardı. Bazı namazgahların mihrap taşının diğer yüzü çeşme şeklinde düzenlenmiştir. <br /><br /><br /><br /></p>Meryem Ana Ayazması2009-08-16T22:00:00Z2009-08-16T22:00:00Zhttp://www.ahisar.com/tarihi-eserler/anadolu-hisari-meryem-ana-ayazmasi.htmlAdministratorinfo@ahisar.com<p>Anadoluhisarı Carrefoursa Express Marketi'nin hemen arkasında bulunan yeşil alan içerisindedir. 19. Yüzyıldan kalma bir eserdir. Göksu Ayazması, Küçüksu Ayazması, Anadolu Hisarı Ayazması, Panaiya Ayazması, Meryem Ana Ayazması ya da kilisesi gibi pek çok değişik isimlerle anılır. Üzerinde hiçbir tanıtıcı bilgi bulunmayan binanın pencereleri duvar örülerek kapatılmış, demir kapısı kilitli durumdadır.<br /><br /><img src="stories/anadolu-hisari-meryem-ana-ayazmasi-2.jpg" border="0" alt="Anadoluhisarı Meryem Ana Ayazması" width="400" height="267" /></p>
<p> </p>
<p><strong>Bu Ayazma ile ilgili çeşitli kaynaklardan derlediğimiz yazılar :</strong></p>
<p>"Göksu'da bir de Panaiya Ayazması vardır. Eylül ayının sekizinci gününü takip eden ilk pazar, burası Rum Ortodoksları kütle halinde uğrağı olurdu... Ayazma'nın bu ziyaret günü, Göksu Panayırı diye anılırdı." <br /><br /><em>Kaynak : Boğaziçi'nde Tarih - Samiha Ayverdi</em></p>
<hr />
<p><strong><img src="stories/anadolu-hisari-meryem-ana-ayazmasi.jpg" border="0" alt="Anadoluhisarı Meryem Ana Ayazması" width="400" height="266" /><br /><br />Meryem Ana Ayazması'nda İçilen Şifalı Su</strong></p>
<p>Tıklım tıklım vapur, Küçüksu iskelesinde boşalıyor. Yolcuların hepsinin de Rumca konuşmaları dikkatimi çekti. Merak yüzünden ben de onlarla beraber indim. İskelede ondan fazla hasırlı, bezli kapalı çeşitli fayton arabası var. Arabacılar: Ayazma bir lira! Diye bağırıyorlardı.</p>
<p>Bir anda arabalar doldu. Yer bulamayanlar, sepetler, çantalar, bavullar ellerinde kaldılar. Bir kısmı yürüyerek gitti. Bir kısmı da arabaların dönüp gelmesini bekledi. Bir yandan da Vaniköy ve Anadoluhisarı yollarından akın akın, kadınlı, erkekli, ihtiyar, çocuk, genç kafileler geliyordu. Hepsi de güle eğlene gidiyorlar, Rumca şarkılar söylüyorlardı. Oradan bir gence:</p>
<p> - Düğün mü var? Panayır, bayram mı var? Bu kalabalık nereye gidiyor? Diye sordum.<br /> - Ayazmaya gidiyorlar, dedi.<br /> - Hangi ayazma bu ? Küçüksulu olan genç:<br /> - İlerde Meryem Ana Kilisesi var, oraya gidiyorlar dedi.</p>
<p>Meryem Ana Kilisesini merak etmiştim. Dönen arabalardan birinde zorlukla yer buldum.(...) Beraber arabaya bindiğimiz güzel buğday tenli, siyah üzüm gözlü bir Rum kızı, Rumca neşeli bir şarkıya başladı. İhtiyar bir kadın münasebetsizlik etti. Rumca bir şeyler söyleyip kızı susturdu. Arabacımız bir dere önünde durdu. Burada indik. Beş yüz metre kadar ilerideki kilisenin etrafı mahşer gibi kalabalıktı. Dereden sonra yürüyerek gidiliyor. Kilisenin kapısında büyük bir Türk bayrağı asılı idi. Oynaşan çocukların,şarkı söyleyen kızların sesi, bir yanda da üç tane durmadan çalan laterna etrafa bir bayram havası veriyordu. Üç ayrı kır kahvesi vardı. Bir kısım aileler de, çayıra serdikleri örtüler üzerine oturmuşlar. Erkekler tavla oynuyor, kızlar ağaçlara kurdukları ip salıncaklarda sallanıyorlar. Kilisede dua okuyan papazın sesi bu curcunaya karışıyor.</p>
<p>Kaynak : <a href="http://www.kalan.com/scripts/Dergi/Dergi.asp?t=3&yid=2891">http://www.kalan.com/scripts/Dergi/Dergi.asp?t=3&yid=2891</a></p>
<hr />
<p>Gazeteci Fügen Ünal Şen'in “Kuzey Yanım, Ayazım” isimli kitabında anlatılanlara göre, 6-7 Eylül 1955 olayları sırasında Meryem Ana Ayazması'da yakılıp, tahrip edilmiş.<br /><br /></p>
<hr />
<p><a href="altin-rehber/map.php?name=Meryem Ana Ayazması&lat=41.079096395895476&lon=29.079485535621643" target="_blank" title="Meryem Ana Ayazması">Meryem Ana Ayazması'nı Haritada Göster</a> <br /><br /></p><p>Anadoluhisarı Carrefoursa Express Marketi'nin hemen arkasında bulunan yeşil alan içerisindedir. 19. Yüzyıldan kalma bir eserdir. Göksu Ayazması, Küçüksu Ayazması, Anadolu Hisarı Ayazması, Panaiya Ayazması, Meryem Ana Ayazması ya da kilisesi gibi pek çok değişik isimlerle anılır. Üzerinde hiçbir tanıtıcı bilgi bulunmayan binanın pencereleri duvar örülerek kapatılmış, demir kapısı kilitli durumdadır.<br /><br /><img src="stories/anadolu-hisari-meryem-ana-ayazmasi-2.jpg" border="0" alt="Anadoluhisarı Meryem Ana Ayazması" width="400" height="267" /></p>
<p> </p>
<p><strong>Bu Ayazma ile ilgili çeşitli kaynaklardan derlediğimiz yazılar :</strong></p>
<p>"Göksu'da bir de Panaiya Ayazması vardır. Eylül ayının sekizinci gününü takip eden ilk pazar, burası Rum Ortodoksları kütle halinde uğrağı olurdu... Ayazma'nın bu ziyaret günü, Göksu Panayırı diye anılırdı." <br /><br /><em>Kaynak : Boğaziçi'nde Tarih - Samiha Ayverdi</em></p>
<hr />
<p><strong><img src="stories/anadolu-hisari-meryem-ana-ayazmasi.jpg" border="0" alt="Anadoluhisarı Meryem Ana Ayazması" width="400" height="266" /><br /><br />Meryem Ana Ayazması'nda İçilen Şifalı Su</strong></p>
<p>Tıklım tıklım vapur, Küçüksu iskelesinde boşalıyor. Yolcuların hepsinin de Rumca konuşmaları dikkatimi çekti. Merak yüzünden ben de onlarla beraber indim. İskelede ondan fazla hasırlı, bezli kapalı çeşitli fayton arabası var. Arabacılar: Ayazma bir lira! Diye bağırıyorlardı.</p>
<p>Bir anda arabalar doldu. Yer bulamayanlar, sepetler, çantalar, bavullar ellerinde kaldılar. Bir kısmı yürüyerek gitti. Bir kısmı da arabaların dönüp gelmesini bekledi. Bir yandan da Vaniköy ve Anadoluhisarı yollarından akın akın, kadınlı, erkekli, ihtiyar, çocuk, genç kafileler geliyordu. Hepsi de güle eğlene gidiyorlar, Rumca şarkılar söylüyorlardı. Oradan bir gence:</p>
<p> - Düğün mü var? Panayır, bayram mı var? Bu kalabalık nereye gidiyor? Diye sordum.<br /> - Ayazmaya gidiyorlar, dedi.<br /> - Hangi ayazma bu ? Küçüksulu olan genç:<br /> - İlerde Meryem Ana Kilisesi var, oraya gidiyorlar dedi.</p>
<p>Meryem Ana Kilisesini merak etmiştim. Dönen arabalardan birinde zorlukla yer buldum.(...) Beraber arabaya bindiğimiz güzel buğday tenli, siyah üzüm gözlü bir Rum kızı, Rumca neşeli bir şarkıya başladı. İhtiyar bir kadın münasebetsizlik etti. Rumca bir şeyler söyleyip kızı susturdu. Arabacımız bir dere önünde durdu. Burada indik. Beş yüz metre kadar ilerideki kilisenin etrafı mahşer gibi kalabalıktı. Dereden sonra yürüyerek gidiliyor. Kilisenin kapısında büyük bir Türk bayrağı asılı idi. Oynaşan çocukların,şarkı söyleyen kızların sesi, bir yanda da üç tane durmadan çalan laterna etrafa bir bayram havası veriyordu. Üç ayrı kır kahvesi vardı. Bir kısım aileler de, çayıra serdikleri örtüler üzerine oturmuşlar. Erkekler tavla oynuyor, kızlar ağaçlara kurdukları ip salıncaklarda sallanıyorlar. Kilisede dua okuyan papazın sesi bu curcunaya karışıyor.</p>
<p>Kaynak : <a href="http://www.kalan.com/scripts/Dergi/Dergi.asp?t=3&yid=2891">http://www.kalan.com/scripts/Dergi/Dergi.asp?t=3&yid=2891</a></p>
<hr />
<p>Gazeteci Fügen Ünal Şen'in “Kuzey Yanım, Ayazım” isimli kitabında anlatılanlara göre, 6-7 Eylül 1955 olayları sırasında Meryem Ana Ayazması'da yakılıp, tahrip edilmiş.<br /><br /></p>
<hr />
<p><a href="altin-rehber/map.php?name=Meryem Ana Ayazması&lat=41.079096395895476&lon=29.079485535621643" target="_blank" title="Meryem Ana Ayazması">Meryem Ana Ayazması'nı Haritada Göster</a> <br /><br /></p>Nişangah2009-06-16T22:00:00Z2009-06-16T22:00:00Zhttp://www.ahisar.com/tarihi-eserler/anadolu-hisari-nisangah.htmlAdministratorinfo@ahisar.com<p><img src="stories/anadolu-hisari-nisangah.jpg" border="0" alt="Anadoluhisarı Nişangahı" hspace="5" width="267" height="400" align="left" />1811 yılında Sultan II.Mahmud'un (1808-1839) adına dikilmiştir. <br /><br />"<em>Bir çok padişah da kemankeşti. Padişah kemankeşlerin en başarılılarından biri olan II. Mahmud'un bazı rekor atışları şöyledir: 1225 gez (808,5 m), 1228 gez (810,48m) ve 1219 gez (804,54 m). Bu inanılmaz mesafelerin, padişaha iltimas gösterildiği düşüncesi yaratmaması için şunu söylemeliyiz: II.Mahmud bu konuda o kadar hassastı ki, oku düşürdüğü mesafeyi padişaha yaranmak amacıyla tahrif etmeye kalkan iki havacıyı (okların düşüşüne bakan görevliler) işten attığı bilinmektedir.</em> "<br /><strong>Kaynak : Osmanlı Tarihinde Ok ve Yay<br /><br /></strong>Kırılan rekorların anısına, her biri birer belge ve sanat eseri niteliğinde olan hâtıra taşları dikilmiştir.Bu taşlara menzil taşı denirdi. Menzil taşlarının hemen hepsinde okçunun adı, erişilen mesafe ve rekor atışın yapıldığı tarihin yazılı olduğu manzum bir metin olurdu. Tarih özel bir yöntemle, “ebced” kullanılarak kaydedilirdi. Bu nedenle bu metinler Türk hat sanatı ve edebiyatının da eşsiz örnekleriydi.<br /><br />İstanbul genelinde 300'den fazla menzil taşı olduğu söylenir. Ancak bunlardan pek azı günümüze gelebilmiştir.<br /><br />Nisan 2005'de Belediye Başkanı Muharrem Ergül döneminde, Beykoz Belediyesi tarafından bakımı ve çevre düzenlenmesi yapılmıştır.<br /><br /><a href="altin-rehber/map.php?name=Anadoluhisarı Nişangahı&lat=41.07303458708264&lon=29.077114462852478" target="_blank" title="Anadoluhisarı Nişangahı"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #0000ff;">Anadoluhisarı Nişangahı'nı Haritada Göster</span></span></a> <br /><br /><br /><br /><strong>NİŞANGAH FOTOĞRAFLARI : <br /></strong><img src="stories/anadoluhisari-nisangahi.jpg" border="0" alt="Anadoluhisarı Nişangahı" width="500" height="333" /><br />Nişangah genel görünümü<br /><br /><br /><img src="stories/anadolu-hisari-nisangahi.jpg" border="0" alt="Anadoluhisarı Nişangahı" width="500" height="290" /><br />Nişangah, set üzerindeki onarım kitabesi.<br /><br /></p><p><img src="stories/anadolu-hisari-nisangah.jpg" border="0" alt="Anadoluhisarı Nişangahı" hspace="5" width="267" height="400" align="left" />1811 yılında Sultan II.Mahmud'un (1808-1839) adına dikilmiştir. <br /><br />"<em>Bir çok padişah da kemankeşti. Padişah kemankeşlerin en başarılılarından biri olan II. Mahmud'un bazı rekor atışları şöyledir: 1225 gez (808,5 m), 1228 gez (810,48m) ve 1219 gez (804,54 m). Bu inanılmaz mesafelerin, padişaha iltimas gösterildiği düşüncesi yaratmaması için şunu söylemeliyiz: II.Mahmud bu konuda o kadar hassastı ki, oku düşürdüğü mesafeyi padişaha yaranmak amacıyla tahrif etmeye kalkan iki havacıyı (okların düşüşüne bakan görevliler) işten attığı bilinmektedir.</em> "<br /><strong>Kaynak : Osmanlı Tarihinde Ok ve Yay<br /><br /></strong>Kırılan rekorların anısına, her biri birer belge ve sanat eseri niteliğinde olan hâtıra taşları dikilmiştir.Bu taşlara menzil taşı denirdi. Menzil taşlarının hemen hepsinde okçunun adı, erişilen mesafe ve rekor atışın yapıldığı tarihin yazılı olduğu manzum bir metin olurdu. Tarih özel bir yöntemle, “ebced” kullanılarak kaydedilirdi. Bu nedenle bu metinler Türk hat sanatı ve edebiyatının da eşsiz örnekleriydi.<br /><br />İstanbul genelinde 300'den fazla menzil taşı olduğu söylenir. Ancak bunlardan pek azı günümüze gelebilmiştir.<br /><br />Nisan 2005'de Belediye Başkanı Muharrem Ergül döneminde, Beykoz Belediyesi tarafından bakımı ve çevre düzenlenmesi yapılmıştır.<br /><br /><a href="altin-rehber/map.php?name=Anadoluhisarı Nişangahı&lat=41.07303458708264&lon=29.077114462852478" target="_blank" title="Anadoluhisarı Nişangahı"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #0000ff;">Anadoluhisarı Nişangahı'nı Haritada Göster</span></span></a> <br /><br /><br /><br /><strong>NİŞANGAH FOTOĞRAFLARI : <br /></strong><img src="stories/anadoluhisari-nisangahi.jpg" border="0" alt="Anadoluhisarı Nişangahı" width="500" height="333" /><br />Nişangah genel görünümü<br /><br /><br /><img src="stories/anadolu-hisari-nisangahi.jpg" border="0" alt="Anadoluhisarı Nişangahı" width="500" height="290" /><br />Nişangah, set üzerindeki onarım kitabesi.<br /><br /></p>