Meryem Ana Ayazması
- Details
- Created on Monday, 17 August 2009 09:45
- Hits: 1809
Anadoluhisarı Carrefoursa Express Marketi'nin hemen arkasında bulunan yeşil alan içerisindedir. 1870'li yıllarda yapılmıştır. Göksu Ayazması, Küçüksu Ayazması, Anadolu Hisarı Ayazması, Panaiya Ayazması, Meryem Ana Ayazması ya da kilisesi gibi pek çok değişik isimlerle anılır. Üzerinde hiçbir tanıtıcı bilgi bulunmayan binanın pencereleri duvar örülerek kapatılmış, demir kapısı kilitli durumdadır.
Bu Ayazma ile ilgili çeşitli kaynaklardan derlediğimiz yazılar :
"Göksu'da bir de Panaiya Ayazması vardır. Eylül ayının sekizinci gününü takip eden ilk pazar, burası Rum Ortodoksları kütle halinde uğrağı olurdu... Ayazma'nın bu ziyaret günü, Göksu Panayırı diye anılırdı."
Kaynak : Boğaziçi'nde Tarih - Samiha Ayverdi
"O zamanlar bu alan gür ormanlarla kaplıydı. Ağaçların arasında su kaynakları vardı. Bu kaynaklardan fışkıran sular Bizanslılarca kutsal sayılıyor, bu sulardan içenlerin hastalıklardan kurtulduğuna, günahlarından arındığına inanılıyordu. Onun için her su kaynağının başına bir ayazma yapılmış, bu ayazmalara da koruyucu aziz tasvirleri konulmuştu.
Bizanslılar buraya "Kutsal Kuyular" anlamına gelen "Potamonion" adını vermişlerdi. Gürül gürül ve pırıl pırıl akan dereye de, "güzellikler" anlamında "Aretea" demişlerdi. Bizans'ın tüm hastaları, tüm günahkarları üşenmez, onca yolu aşıp buraya gelirlerdi. Bu alışkanlığı, Bizanslıların torunları İstanbullu Rumlar da sürdürdü. 8 Eylül'de düzenlenen Ayazma törenleri için, Şirket-i Hayriye bir çok kere Eminönü'nden ek seferler koymak zorunda kalmıştı. Akın akın buraya gelen Rumlar, yanlarında Müslüman Türk komşularını da getirirlerdi. Müslümanlar da bu şifalı ve kutsal suların insafına sığınır, sonra hep birlikte gönül rahatlığı ile çayırda eğlenirlerdi. O günlerin anılarına bakılırsa, çayırın her köşesinde laternalar çalınıyor, sirtakiler oynanıyordu. Eğlenceler ağaçlara asılan fenerlerin eşiğinde gece de devam ediyordu. Pano'daki koca şarap fıçılarından doldurulan şişeler teker teker boşalıyordu."
Kaynak : Gidelim Göksu'ya - Mehmet Yaşin

Meryem Ana Ayazması'nda İçilen Şifalı Su
"Tıklım tıklım vapur, Küçüksu iskelesinde boşalıyor. Yolcuların hepsinin de Rumca konuşmaları dikkatimi çekti. Merak yüzünden ben de onlarla beraber indim. İskelede ondan fazla hasırlı, bezli kapalı çeşitli fayton arabası var. Arabacılar: Ayazma bir lira! Diye bağırıyorlardı.
Bir anda arabalar doldu. Yer bulamayanlar, sepetler, çantalar, bavullar ellerinde kaldılar. Bir kısmı yürüyerek gitti. Bir kısmı da arabaların dönüp gelmesini bekledi. Bir yandan da Vaniköy ve Anadoluhisarı yollarından akın akın, kadınlı, erkekli, ihtiyar, çocuk, genç kafileler geliyordu. Hepsi de güle eğlene gidiyorlar, Rumca şarkılar söylüyorlardı. Oradan bir gence:
- Düğün mü var? Panayır, bayram mı var? Bu kalabalık nereye gidiyor? Diye sordum.
- Ayazmaya gidiyorlar, dedi.
- Hangi ayazma bu ? Küçüksulu olan genç:
- İlerde Meryem Ana Kilisesi var, oraya gidiyorlar dedi.
Meryem Ana Kilisesini merak etmiştim. Dönen arabalardan birinde zorlukla yer buldum.(...) Beraber arabaya bindiğimiz güzel buğday tenli, siyah üzüm gözlü bir Rum kızı, Rumca neşeli bir şarkıya başladı. İhtiyar bir kadın münasebetsizlik etti. Rumca bir şeyler söyleyip kızı susturdu. Arabacımız bir dere önünde durdu. Burada indik. Beş yüz metre kadar ilerideki kilisenin etrafı mahşer gibi kalabalıktı. Dereden sonra yürüyerek gidiliyor. Kilisenin kapısında büyük bir Türk bayrağı asılı idi. Oynaşan çocukların,şarkı söyleyen kızların sesi, bir yanda da üç tane durmadan çalan laterna etrafa bir bayram havası veriyordu. Üç ayrı kır kahvesi vardı. Bir kısım aileler de, çayıra serdikleri örtüler üzerine oturmuşlar. Erkekler tavla oynuyor, kızlar ağaçlara kurdukları ip salıncaklarda sallanıyorlar. Kilisede dua okuyan papazın sesi bu curcunaya karışıyor."
Kaynak : http://www.kalan.com/scripts/Dergi/Dergi.asp?t=3&yid=2891
Gazeteci Fügen Ünal Şen'in “Kuzey Yanım, Ayazım” isimli kitabında anlatılanlara göre, 6-7 Eylül 1955 olayları sırasında Meryem Ana Ayazması'da yakılıp, tahrip edilmiş.

Ayazmanın yandan görünüşü. Çeşmeden akan su, pınar suyu.
“Ayazma zamanı çok renkli olurdu...
Hıristiyanlara ait burada ayazma vardı. Ayazma’ya gelirlerdi ve çok güzeldi. Laternalarla gelirlerdi onlar hepsi yiyeceklerini, içeceklerini alıp gelirlerdi. Tam bu zaman bu Göksu deresi bir âlemdi. Sandallar çoktu. Sandallarla gelen bütün İstanbullular oraya toplanırlar, yerler içerler laternalar çalar oynarlar, eğlenirlerdi. Güzel bir ortamdı. Şimdi maatteessüf bir hep acı olan bir şey var; o 7 Eylül hadisesiyle o zaman buraları yıktılar. Ayazma’yı da yıktılar. Ondan sonra şimdi halen kapalı duruyor. Yoksa çok renkli olurdu o ayazma zamanı. Hem sandallarla hem Küçüksu’da hem bizler de oraya giderdik. Orada musluklar vardı. Musluklardan sular akardı. Biz girerdik o sulardan içerdik. Mum yakardık hiç unutmuyorum oradaki ‘mori piyases mori piyases’ diye kızlar bağırırlardı muz satarlardı mori piyases. Yani hiçbir zaman bu muhitteki insanlar oraya gidip mum yakmaktan çekinmezlerdi. Çünkü zaten biz Kuran’da Meryem anayı da kabul etmiş, Hz. İsa’yı da kabul etmiş insanlar olduğumuz için bizim için çok güzel renkli olurdu. Onlarla beraber eğlenilirdi, gülünürdü. Gayet iyi vakit geçirirdik..."
Kaynak : Perizat Erker - Öğretmen
http://www.sokagimdantarihyaziyorum.org/sayfa.php?ilce=3&rp=111
2011 Ağustos'unda çekilen aşağıdaki fotoğraflarda Ayazma'nın giriş kapısı üzerine 1874 tarihli kitabesinin konduğu görülüyor.


Anadoluhisarı Meryemana Ayazma'sını Haritada Göster

