Osmanlı'nın halkın yaşam alanlarına verdiği önem

Osmanlı Arşivi kaynaklı eski yazılı belgelere bakıldığında HALKIN YAŞAM ALANLARINA önem verildiği görülmektedir.

Osmanlı Arşivi kaynaklı üç adet eski yazılı belge gelecek kuşaklara doğru ibret verici mesajlar halindedir:


İlk Belge: Boğaziçi Yeşil Alan ilan ediliyor.

Sultan Reşat dönemine ait (28 Ekim 1851) tarihli belge içeriğindeki açıklamalara göre;

O yıllarda Boğaziçi'nde ve İstanbul'un diğer semtlerinde bulunan mesire yerleri etrafında birtakım insanların arsa satın almaya ve hatta bunların üzerine bina inşa etmeye kalkıştıktan, bu durumun devam etmesi takdirinde buraların zaptedilmeye uğrayacağı, oysa halka mahsus bu yerlerin Başkalarının eline geçmemesi gerektiği, bu amaçla bölgelerin sınırlarının haritalarla belirlenmesi ve bu amaçla mühendislerin görevlendirilmelerinin kararlaştırıldığı, bu suretle boğaziçi alanının koruma altına alınmış olunduğu ve gelecek kuşaklara örnek teşkil edildiği tarihi belgelerden öğrenilmektedir.

belge

Sultan Reşat döneminde halka mahsus mesire yerlerinin işgaline karşı Boğaziçi'nin yeşil alan ilan edilerek koruma tedbirlerinin alındığı dair 28 Ekim 1851 tarihli karar.
Kaynak : Başbakanlık Osmanlı Arşivi, İrade Dahiliye No: 14734- Yeni Ufuk Gözeten 7 Temmuz 1997 tarih (4) sayı eki.

 

 

İkinci Belge : Hava kirliliğine önlem alınıyor

Sultan Abdülaziz dönemine ait 18 Ağustos 1868 tarihli belgeye göre şimdiki Kur'an Kursu olarak yararlanılan Göksu Deresi kıyısındaki bina Osmanlı döneminde un değirmeni olarak kullanılmakta idi. Elimizdeki belgeye göre un değirmenini çalıştıran (Panayotçe Papakiryako) adlı bir Rum hanımdır. Bu hanım değirmene buharlı makine takabilmek için izin talep etmiş ve bu talep Osmanlı Devletinin en yüksek organı olan Şura-yı Devlet de görüşülmüş ve aşağıdaki karar alınmıştır;

" Bu tür makinaların kullanımına rahatlıkla İzin verilmesine rağmen izin istenen yer Göksu gibi köşklerin yalıların hem de halkın kullanımına mahsus mesire yerleridir Her ne kadar filtre kullanılacak olunsa dahi bu durum boğaziçinde ki havanın temizlik ve güzelliğinin bozulmasına engel olmayacaktır. Zaten Kandilli ve Anadoluhisarı halkı da dilekçe ile başvurarak Göksu'daki buhar makinesinin kullanılmasının engellenmesini talep etmişlerdir. Bütün bunları göz önünde bulunduran Şura-yı Devlet söz konusu buharlı makinenin Göksu Deresi ndekideğirmene takılmasına izin vermemiş ve ayrıca da ek bir karar alarak bundan böyle bu tür özelliği olan yerler için buharlı makine kullanma taleplerinin dikkate dahi alınmayacağını da belirtmeyi gerekli görmüştür."

belge
Kaynak: Başbakanlık Osmanlı Arşivi, İradei Dahiliye, No: 14734 Yeni Ufuk Gazetesi - 7 Temmuz 1997 tarihli (4) sayı eki.

 

 

Üçüncü Belge: Boğazda Sanayileşmeye izin verilmemiştir.

Sultan Mehmet Vahididdin dönemine ait 1921 tarihli belgeye göre; Mösyö Jorjaralli adındaki bir ecnebi Baştalimanı'nın da sabun fabrikası yapmaya teşebbüs etmiştir. Bunun üzerine çevre halkı derhal harekete geçerek girişimin önlenmesini talep eden bir dilekçe vermişlerdir. Ancak Boğaziçi'nde fabrika yapımını yasaklayan kanunun bir süre önce kaldırıldığı tespit edilmiştir. Fabrika yapımı bu yasal boşluğu değerlendirme amacı ile girişimde bulunmuştur.

"Konuyu ele alan Bakanlar Kurulu bu duruma müsamaha gösterildiği takdirde boğaziçi'nin havasının bozulmasına yol açacak fabrika yapımlarının önünü almak amacı ile eski yasağı tekrar yürürlüğe koymuş ve bu bölgede hiçbir fabrikaya izin verilmemesi karar altına alınmıştır. "

belge
Kaynak: Başbakanlık OsmanlıArşivi, İradei Dahiliye, No: 14734 Yeni Ufuk Gazetesi - 7 Temmuz 1997 tarihli - Sayı (4) Eki


Osmanlı arşivi'nden aktarılan bu üç belge ; Halkın Yaşam Alanlarına gösterilen önemin saygı ve hassasiyetin ibret verici örnekleri olmaktadır.






"Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Küçüksu Mesire Yeri Belgeseli."
Tüm hakları, eser sahibi sayın Ferda Kazancıbaşı'na ait olup izinsiz çoğaltılıp, yayınlanamaz.


 

Siteiçi Arama

İstanbul Hava Durumu

HaberTürk Haberler