Bölgenin harikulade doğal güzellikleri aynı zamanda Tarihsel ve Kültürel gelişmelere de kucak açtı.
1.Küçüksu Kasrı
2.Küçüksu Camii
3.Mihrişah Valde Sultan Çeşmesi
4.Darüttalim'i Musiki ziyafetlerine zemin teşkil eden Fenerlikli Ahşap Köşk
gibi yapılar, yakın mesafelerde sanki sıcaklıklarından mutluluk duyuyorlarmış gibi birbirlerine sokularak kümeleşmiş birer kültür ve tarih anıtları halinde Küçüksu sahilindeki yerlerini aldılar.
Her bir yapı, Küçüksu bölgesinin kimliğinin tanınması bakımından ayrı bir zevk ve inceleme konusu olmaktadır.

Küçüksu Kasrı'nın denize kayma tehlikesine karşı önlem olarak yapılan rıhtım inşaatından önceki orijinal konumunu belirleyen fotoğraf belge.
(Fotoğraf çekimi : Ferda Kazancıbaşı - Çekim Tarihi : Ağustos 1982)
KÜÇÜKSU KASRI
1751 - 1752 yılında Sultan Birinci Mahmud'un isteğini dikkate alan Divittar Mehmet Paşa tarafından Küçüksu Kasrı ahşap hali ile inşa edildi.
1856 ve 1857 yılları arasında Sultan Abdülmecid Küçüksu Kasrı'nın ahşap halini yıktırarak mimar Nikagos Balyan eli ile yerine şimdiki kagir yapıyı oluşturdu. Bunu izleyen tarihlerde Sultan Abdülaziz tarafından sarayın dış cephesi sade görüldüğünden kabartmalı süslerle kaplatıldı. Küçüksu kasrı, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde yerli ve yabancı pek çok devlet adamının ziyaret ettiği ve ikramlandığı tarihi bir mekan haline geldi.
Ayrıca Küçüksu Kasrı, Padişahlar, beyler ve paşaların av sürme ve nişan talimleri için rağbet etmekte oldukları sakin dinleme yeri ihtiyacına cevap vermeye başladı. Doğal güzelliklerle bezenmiş Küçüksu Mesire Yeri, Küçüksu Kasrı ile bütünleşerek tarihin ve kültürün tamamlayıcı unsuru haline geldi.

Küçüksu rıhtımının orijinal hali ile ve Küçüksu Deresi'nin 1930'lu yıllarda tespit edilmiş bir hava fotoğraf belgesi
KÜÇUKSU CAMİİ
Küçüksu Kasrı'nın karşısında asfalt yolun bostana bakan tarafında ve yaklaşık otuz metre mesafede cami binası bulunmakta idi. Araştırmada zaman yetersizliği nedeniyle cami'nin geçmişinin hangi yıllara dayandığı ve hangi ihtiyaç ile yapıldığına dair şimdiki aşamada somut herhangi bir belge sunmak mümkün olmadı. Bu noksanlığı tamamlayacak mutlak bir araştırmacı çıkacaktır. Şimdiki şartlarda eldeki mevcut verilerlerle yetinilmektedir. Söylentilere göre; cami binası Saray görevlilerinin ibadet ihtiyacı için yapılmıştır.
Miladi takvime göre 1904 doğumlu Emine Rahşende Kazancıbaşı'nın 15 Ağustos 1970 tarihli huzurda zapta geçen imzalı beyanları arasında bu konuya ilişkin bölümü aynen aktarıyorum;
" Anadoluhisarı'na gelin geldiğim ilk yıllar (1930) idi. Birkaç öğretmen arkadaşımız ile sahilde yürüyüş yapıyorduk. Kandilli istikametinden Hisar istikametine doğru arkamız Küçüksu Deresine gelecek şekilde Küçüksu kasrı'na on beş yirmi adım mesafede iken birden Hisar istikametinden doğru bir kalabalığın bizim tarafa doğru yaklaşmakta olduğunu gördüm. Kalabalığın tam ortasında ise ATATÜRK bulunuyordu. Hemen olduğumuz yerde durduk. ATATÜRK bize doğru yaklaşıp ve bana hitaben sarayın tam karşısında bulunan bina hakkında (Bu bina nedir ?) diye bilgi sordu. Bir an göz göze geldiğimizde ATATÜRK'ün gözlerinden sanki şimşekler çakıyordu. Biran bakamadım. Gözlerimi yere indirdim. Nutkum tutuldu ve cevap veremedim. Sustum kaldım. Çok heyecanlanmıştım. Halimi anlamış olacak ki ısrar etmedi ve aynı soruyu başkalarına sordu. Semtin eski mensupları ise; (Binanın cami olduğunu, minaresinin ise önceleri yıkılmış olduğunu) bildirdiler. ATATÜRK daha sonra Küçüksu kasrından içeri girdi. Bu hatırayı hiç unutmam."
Kaynak : 1904 doğumlu Emine Rahşende Kazancıbaşı'nın Canlı kaynak sıfatı ile Tanıklar huzurda imza karşılığında 15 Ağustos 1970 tarihli yazılı beyanları

Camiinin yukarıdaki görünümü hava fotoğraflarından yararlanılarak sağlanmıştır. Ayrıntılı konular içerikte mevcuttur.
Cami minaresinin ne zaman ve ne sebeple yıkılmış olunduğuna dair somut belgelere dayanan her hangi bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak, istiklal savaşını yaşamış yaşlı kişilerin kaynak teşkil ettiği söylentilere göre; Mondros mütarekesini takip eden işgal yılları esnasında İngilizler ve Rumlar tarafından yıkılmış olduğu zannedilmektedir.
Minaresi olmayan cami binası 1938/1939 yıllarından itibaren 1947/1948 Anadoluhisan İdman Yurdu Spor Kulübü'nün idare Merkezi olarak işlev gördü.
O dönemler bazı zorunlu şartlar nedeniyle, Anadoluhisarı Karakolunun, Nahiye Müdürlüğünün ve Cumhuriyet Halk Partisinin de ortak kullanım mekanı haline geldi. Giriş bölümündeki geniş alanın ortasına siyah renkli kumaştan perde çekilmişti. Perdenin bir tarafından kulüp sporcu gençlerinin pingpong oynamalarından çıkan raket sesleri ile perdenin diğer tarafındaki karakolun daktilosundan çıkan tuş seslerinin birbirine karıştığı uyumlu günler yaşandı.
Cami binası aynı zamanda sünnet düğünleri gibi hayır ihtiyaçlarına da cevap vermekte idi. Anadoluhisarı Nahiye Müdürlüğüne hitaben Sünnet düğünü icrası için izin dilekçesi ile yapılan başvuruya, Anadoluhisarı Emniyet Baş Komiserliği tarafından (30.06.1945) tarihli müsaadeye ilişkin yazıları o günleri anımsatan bir belge olmaktadır.
Bina bazı zamanlar bilimsel ve eğitsel konferanslara da zemin teşkil etti.Türkiye'ye modem jimnastiği getiren ve aynı zamanda ülkenin önde gelen Halk Bilimcileri'nden Selim Sırrı Tarcan tarafından ilgi ile izlenen" Spor ve sağlık" konulu konferansa bu bina ev sahipliği etti.
Yaz aylarının hazırlık maçları esnasında Miniklerden itibaren gençler ve büyüklerden oluşan futbol takımlarının ilk onbir ve yedek oyuncular için bu binada kadrolar yapılır, bu binada soyunulup formalar giyilir ve maça çıkılırdı.
Cami binası değişik konulardaki ihtiyaçlara zemin teşkil etmiş olması ile Halk Yaşantısının Merkezi haline gelmişti. 1947/1948 yılları esnasında şimdiki Marmara Üniversitesi bahçesinde stadın bulunduğu (17) sayılı parselin Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırılmasını takiben Anadoluhisarı İdman Yurdu kamulaştırılan parseldeki tek katlı kagir binaya taşınarak faaliyetlerini buradan sürdürmeye başladı. Boş kalan cami binası ise 1959 yılında tamamen yıktırıldı.
Yok olmuş bir kültür mirasının toplum hayatına geri kazanılması için ihtiyaç duyulan rölöve'ye esas olmak üzere yeterli bilgi malzemeleri mevcudumuzda hazır bulunmaktadır.
KÜÇÜKSU ÇEŞMESİ (MİHRİŞAH VALDE SULTAN ÇEŞMESİ)
Mihrişah Valde Sultan, diğer adı ile Küçüksu Çeşmesi Küçüksu kasrının bitişiğinde otuz adımlık bir yakınlıktadır. Sultan Üçüncü Selim tarafından (1806) yılında annesi Mihrişah valde Sultan adına yaptırıldı. Meydan Çeşmesi özelliğindedir. Ampir üslubundadır. (3.20 X 3.90) ebadındadır. Çeşmenin Kasır ve caddeye bakan yüzlerinde Üçüncü Selimin Tuğra'ları vardır. Denize ve Anadoluhisarı'na bakan yüzlerinde ise, (Maşallahü Kan) yazılıdır. Ayrıca Çeşmenin dört bir yüzünün alınlıklarında Hafit Mehmet efendi tarafından yazılmış (Hicri 1221 - Miladi 1806) tarihli ve (32) mısralık yazıt bulunmaktadır. Oyma sanatının güzellikleri ile bezenmiş yekpare mermerlerle kaplı çeşme, estetik yapısı ile ressamların tablolarına konu olmuştur.

Küçüksu Meydan Çeşmesi, Küçüksu bölgesinin mesire yeri özelliğinin yanıbaşında Darüttalim'i Musiki ziyafetlerinin icra edildiği Fenerlikli Ahşap Köşk, Küçüksu Kasr'ı ve Küçüksu Camii ile bütünleşerek müştereken Tarih'in ve Kültür'ün sembolünü temsil eden dörtlü oluşturmuşlardır.
Küçüksu Meydan çeşmesi aynı zamanda halk yaşamının bir parçası haline gelmiştir. Yaz aylarının cumartesi ve Pazar günleri İstanbul'un çeşitli semtlerinden haftanın yorgunluğunu çıkartmak için gelen halkın, içme ve yemek suyu ihtiyacını karşılamıştır. Küçüksu Mesire Yeri'ne yayılmış büyük kalabalık arasından su ihtiyacında olanların ellerindeki kapları ile çeşme önünde uzun sohbet kuyrukları halinde sıra beklemekte oldukları halen dahi hafızalardaki görüntüsünü korumaktadır. Ayrıca, Çeşme'nin yaklaşık bir metreye yakın yüksekliğindeki set kısmı ise yakın zamanlara kadar aile çay bahçesi olarak HalkYaşamı'na zemin teşkil etmişti.
"Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Küçüksu Mesire Yeri Belgeseli."
Tüm hakları, eser sahibi sayın Ferda Kazancıbaşı'na ait olup izinsiz çoğaltılıp, yayınlanamaz.