Küçüksu Belgeseli Anadoluhisarı, Küçüksu ve Göksu için rehber site. Medyada çıkan yazı ve haberler, harita destekli altın rehber, fotoğraf galerisi, önemli telefonlar, nöbetçi eczaneler, cafe bar ve restaurantlar. http://www.ahisar.com/kucuksu-belgeseli/ Sat, 31 Jul 2010 14:53:39 +0000 Joomla! 1.5 - Open Source Content Management tr-tr Önsöz - Muharrem Ergül http://www.ahisar.com/kucuksu-belgeseli/onsoz-muharrem-ergul.html http://www.ahisar.com/kucuksu-belgeseli/onsoz-muharrem-ergul.html Muharrem Ergülİnsanlık tarihinin en kadim şehirlerinden İstanbul'u cazibe merkezi yapan İstanbul Boğazı'nın kenarında, uzun sahil şeridi, mesireleri, ormanları ve tarihi eserleriyle eşsiz güzelliğe sahip Beykoz, asırlardan beri süregelen güzelliğine yeniden kavuşmaya hazırlanıyor.

Şüphesiz ki güzel olmanın bedelini en ağır şekilde ödeyen Beykoz'u bu kadar güzel kılan yerlerin başında Göksu ve Küçüksu mesireleri gelmektedir. Padişahların vakit geçirmek için her fırsatta geldiği, yabancı devlet adamlarının görmek için heves ettikleri, genç yaşlı herkesin hayatın nimetlerini tadabilmek için akın ettiği Göksu - Küçüksu çayırı, cennetten bir köşeyi anımsatan havası ile günümüzde bile en gözde yerlerden biri olarak kendinden söz ettirir.

İstanbul'un işgal yıllarında düşman kuvvetlerinin bile tahrip etmeye kıyamadığı güzelliğini, bilinçsiz ve cahil hırsların esiri olmuş yaklaşımların kirletmesi bizleri son derece derinden yaralamıştır. Beykoz'un en güzel günlerini yaşamış büyüklerimiz, onların hatıralarına yetişmiş bir nesil olarak her türlü olumsuzluklara rağmen, bizleri özlemle beklediğimiz güzel günlere kavuşturabilmek için yola çıkan Beykoz aşıklarının çabaları, geleceğe ümitle bakabilmemizi sağlıyor.

Bugüne kadar yürütmüş olduğu çalışmalarla onur duyduğumuz değerli ağabeyimiz Ferda KAZANCIBAŞI'nın büyük gayretle hazırladığı elinizdeki eseri, tüm Beykoz aşıklarına armağan ediyorum.


Muharrem ERGÜL
Beykoz Belediye Başkanı

 






"Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Küçüksu Mesire Yeri Belgeseli."
Tüm hakları, eser sahibi sayın Ferda Kazancıbaşı'na ait olup izinsiz çoğaltılıp, yayınlanamaz.

]]>
FeKa@ahisar.com (Ferda Kazancıbaşı) Küçüksu Belgeseli Wed, 30 Sep 2009 22:00:00 +0000
Ferda Kazancıbaşı http://www.ahisar.com/kucuksu-belgeseli/ferda-kazancibasi.html http://www.ahisar.com/kucuksu-belgeseli/ferda-kazancibasi.html Ferda Kazancıbaşı
Padişah İkinci Abdülhamit tarafından buharlı gemi kazanlarının buhar basınç teknisyeni olarak 1877 yılında Trabzon Of Kazası'ndan İstanbul'a getirtilip Kasımpaşa Tershanesinde KAZANCIBAŞI unvanı ile görevlendirilerek Anadoluhisarı'na yerleşen (HACI SÜLEYMAN) 'nın dördüncü kuşak torunu, Birinci Dünya Savaşı esnasında Osmanlı Donanması'nın lav edilmesi ile bahriye subay ve askerlerinin şark cephesine sevk edilmesini takip eden süreçte Suriye Cephesinde şehit olan Mülazım'ı Evvel Çarkçıbaşı (HÜSEYİN HÜSNÜ)'nün üçüncü kuşak torunu,

Malatya Tütün Fabrikası Müdürlüğü'nden emekli (MEHMET NİDA KAZANCIBAŞI)'nın ve eşi öğretmen (RAHŞENDE KAZANCIBAŞI)'nın oğulları, 01 Nisan 1932 yılında İstanbul'da doğdu.

İlkokula altı yaşında girdi. Ortaokulu istanbul Erkek Lisesi'nde, liseyi Kabataş Erkek Lisesi'nde bitirdi. Askerlik görevini (41) Dönem Piyade Yedek Subay olarak tamamladı. (18) yıllık süreç boyunca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kambiyo Şubesi'nde memuriyet görevinde bulundu. Memuriyet görevi esnasında hariçten sınavlara girerek 1974 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ndeki yüksek öğrenimini tamamladı. 1975 yılında İstanbul Barosu'na kayıt olarak Avukatlık mesleğine başladı.

Anadoluhisarı İdman Yurdu Spor Kulübü'nde (Atletizm), (Futbol) ve (Güreş) dallarında lisanslı sporcu olarak faaliyet gösterdi.

1975 yılında Türk Folklor Kurumu Halk Oyunları Okulu onuncu Döneminden mezun oldu. 1977 yılından itibaren Anadoluhisan Yöresi'nin Güzelcehisar, Defterdar Mehmetbey, Mehmet Emin Polat Konak ilkokulları, Anadoluhisarı Ortaokulu, Beykoz Su Ürünleri Meslek Lisesi, Beykoz Ferit İnal Lisesi ve Kandilli Kız Liseleri'nde Doğa, Tarih, Kültür, Turizm ve Halk Oyunları konularında genç kuşaklara eğitim hizmetleri sundu.

1977 yılından itibaren ANADOLUHİSARI TURİZM FOLKLOR TOPLULUĞU' nu kurarak genç kuşaklara yaygın nitelikli eğitim hizmetleri sundu. Turizm Gönüllüsü tariflerinde kadrolar yetiştirdi, öğrencilerin ülke turizmi saflarında kültürel tanıtım amaçlı ve onurlayıcı düzeyde organizasyonlarda resmi makamların davetlisi olarak yer almalannı mümkün kılıcı hizmetler gerçekleştirdi.

Anadolu'nun muhtelif köşelerinde Etnoloji ve Etnoğragfya bilim dalları kapsamında ulusal kültürün derlenmeleri ve yapıtlar haline kavuşturulması yolunda (Alan) ve (Konu) araştırmaları gerçekleştirdi.

1987 yılından itibaren on yıllık süreç boyunca hizmet ve faaliyetlerde bulunan Anadoluhisarı Turizm ve Folklor Topluluğu'nun eriştiği birikimlere dayanarak ANADOLUHİSARI TURİZM KALKINDIRMA DERNEĞI adı ile tüzel kişiliğe dönüşmesini sağladı. Göksu ve Küçüksu bölgelerinin doğal, tarihsel kültürel ve turistik kimliğinin geri kazanılması doğrultusunda projeler üretti ve projelerin hayata geçirilmesi amaçlı hizmetlerin üretilmesinde öncülük yaptı.

1986 yılından itibaren T.C. İstanbul Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve 1994/95 Eğitim öğretim döneminden itibaren Marmara Üniversitesi Turizm Bölümü'nde Öğretim Görevlisi sıfatı ile Halk Bilimi dalında öğrencilere bilgi aktarımlarında bulunarak eğitim hizmetlerini vermeye devam etti.

Esra ve Feyza adlarında İki kız evladı vardır.

Halen İstanbul Barosu mensubu olarak Avukatlık mesleği ile Marmara Üniversitesi bünyesinde öğretim görevlisi sıfatı ile eğitim hizmetlerini sürdürmektedir.





"Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Küçüksu Mesire Yeri Belgeseli."
Tüm hakları, eser sahibi sayın Ferda Kazancıbaşı'na ait olup izinsiz çoğaltılıp, yayınlanamaz.

]]>
FeKa@ahisar.com (Ferda Kazancıbaşı) Küçüksu Belgeseli Thu, 01 Oct 2009 22:00:00 +0000
Konuya Giriş - Ferda Kazancıbaşı http://www.ahisar.com/kucuksu-belgeseli/konuya-giris-ferda-kazancibasi.html http://www.ahisar.com/kucuksu-belgeseli/konuya-giris-ferda-kazancibasi.html Toplumun beklentisi ;

Tarihi Küçüksu Mesire Yeri'nin, doğal, tarihsel, kültürel ve turistik özelliklerine uygun olarak projelendirilmesi ve geleneksel kimliğine kavuşturularak dünya insanlığı adına geri kazandırılmasıdır.

Hazırlanan BELGESEL'de güdülen amaç ;

Tarihi Küçüksu Mesire Yeri'nin projelendirilmesi ile görevlendirilmiş Peyzaj Mimari dalında ve diğer uzman ekipler tarafından hazırlanacak projenin, bölgenin geleneksel kimliğine uygun olarak şekillendirilmesi çalışmalarına esin kaynağı olunmasıdır.

Belgesel yapıt, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerini bir bütün halinde kucaklamaktadır.

Belgesel'de, 1971 yılından itibaren baş gösteren talihsiz gelişmelere de yer verilmesi kaçınılmaz olmuştur. Çünkü olumlu ve olumsuz tüm gelişmeler hakkında herkesin ve bilhassa gelecek kuşakların bilme ve öğrenme hakları bulunmaktadır. Bu nedenle belgesel hazırlanırken talihsiz gelişmelere de yer verilmesi, topluma ve gelecek kuşaklara karşı sorumluluk görevinin gereği olmuştur.

Bu yaptıın oluşmasında fotoğraf ve yazılı belgeler sunarak yardımcı olan herkesin payı bulunmaktadır.

Dilerim ki, Tarihi Küçüksu Mesire Yer'i geleneksel kimliğine uygun olarak toplum yaşamına geri kazandırılır ve aynı zamanda ülkemiz ve yetkili makam ve kişileri adına Dünya İnsanlığı karşısında yüz aklığı belgesi olur.


Avukat
Ferda KAZANCIBAŞI
01 Nisan 2006 Cumartesi






"Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Küçüksu Mesire Yeri Belgeseli."
Tüm hakları, eser sahibi sayın Ferda Kazancıbaşı'na ait olup izinsiz çoğaltılıp, yayınlanamaz.

]]>
FeKa@ahisar.com (Ferda Kazancıbaşı) Küçüksu Belgeseli Fri, 02 Oct 2009 22:00:00 +0000
Küçüksu Mesiresi'nin doğal yapısı http://www.ahisar.com/kucuksu-belgeseli/kucuksu-mesiresinin-dogal-yapisi.html http://www.ahisar.com/kucuksu-belgeseli/kucuksu-mesiresinin-dogal-yapisi.html Osmanlı dönemi peyzaj mimari kriterleri :

Peyzaj Mimari Biliminin temel ilkelerine göre ; Osmanlı dönemi anlayışında mesire alanları, (Güneşlikler) ve (Gölgelikler) olarak tanımlanan yeşil alanların bütünleşmelerinden oluşmaktadır. Gölgelik bölümler, ailelerin yaygı yayıp yemek yiyecekleri, çocukların salıncak sallanacakları (Ulu Ağaç) olarak tanımlanan, meşe, çınar, dişbudak gibi uzun ömürlü (Ulu ağaçlar) dan oluşmaktadır. Güneşlikli bölümler ise, çocukların uçurtma uçuracakları, gençlerin top oynayacakları, karakucak ve yağlı güreş gibi ata sporunun yaşatıldığı güneş gören yeşil zeminli palanlardır. Osmanlı dönemindeki bu mimari anlayış günümüz peyzaj mimari bilimine kaynak teşkil etmiştir.

 

Osmanlı döneminin peyzaj mimarisi genel kriterlerine göre Küçüksu Mesire Yeri :

Küçüksu Mesire Yeri; Göksu ve Küçüksu Dereleri'nin kucakladığı geniş bir deltanın alevüyon dolgusu ile oluşmuş kıyı alanıdır.

Tarihi Küçüksu Mesire yerinin yeşil alan düzenlemesi de günümüz peyzaj bilimine esin kaynağı teşkil eden Osmanlı dönemi anlayışının örneği halindedir. Denize dik konumda bulunan (Küçüksu Koruluğu) çınar, dişbudak, palamut gibi uzun ömürlü ulu ağaçlardan oluşmaktadır. Küçüksu koruluğunun güney kısmında kalan güneşlikli alanın zemininde sarı çiçekli yabani hardal otları ile yonca karakteri hakimdir. Koruluğun kuzey kısmında kalan ve Er Meydanı adı ile tanınan güneşlikli alanın zemini ise üzerinde gezinmeye ve çeşitli sporların yapılmasına karşı dayanıklılık niteliğinde olan ayrık otu ile bezelidir.

Yeşil alanlarda birikecek yağmur sularının tahliyesi için, koruluk bölümünün her iki kısmında genel estetiği bozmayacak üslupta ve denize dik konumda gözle fark edilmeyecek kanallar bırakılmıştır. Yağmur suları bu kanallardan süzülüp sahil yolunun altındaki büzlerden geçerek denize tahliye olmaktadır.

Denize dik konumda bulunan koruluğun kuzey bitişiği boyunca sazlıklar bulunmaktadır, istanbul'un çeşitli semtlerinden gelenler sazlardan kendilerine, örme şapka, kemer gibi giysi aksesuarları yapıp hoşça vakit geçirirlerdi.

Küçüksu alanının özelliği; (Park) niteliğindeki yeşil alan olmayıp geleneksel yapısı itibariyle (Mesire Yeri) niteliğindeki yeşil alan karakterindedir. Benimsenmesindeki ayrıcalığı, bu özelliğinden kaynaklanmaktadır.







"Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Küçüksu Mesire Yeri Belgeseli."
Tüm hakları, eser sahibi sayın Ferda Kazancıbaşı'na ait olup izinsiz çoğaltılıp, yayınlanamaz.

]]>
FeKa@ahisar.com (Ferda Kazancıbaşı) Küçüksu Belgeseli Sat, 03 Oct 2009 22:00:00 +0000
18.Yüzyıl Başlarından İtibaren Küçüksu http://www.ahisar.com/kucuksu-belgeseli/18yuzyil-baslarindan-itibaren-kucuksu.html http://www.ahisar.com/kucuksu-belgeseli/18yuzyil-baslarindan-itibaren-kucuksu.html Evliya Çelebi'nin Seyyahatnamesi kaynaklı bilgilere göre; Türkiye turizminin geçmişindeki ilk izlerden biri de Anadoluhisarı'dır. Onyedinci yüzyıllarda Avrupalı seyyahların Göksu vadisine ve Küçüksu'ya gelerek Türk Halk yaşantısını yakından izlemek merak ve tutkusu içinde bulundukları belirtilmektedir.

Küçüksu'ya gösterilen ilk ilgi;
Yıldırım Beyazıt tarafından İstanbul'un fethine yönelik Askeri ve Stratejik amaçlı olarak 1390 - 1391 tarihlerinde Anadoluhisarı Kalesi'nin inşa edilmesi ile başlar.

1730 yılında baş gösteren Patrona Halil ayaklanması sebebiyle Kağıthane mesire yerinin önemini kaybetmesi karşısında Göksu ve Küçüksu bölgelerine gösterilen ilgi, Mesire Yeri amaçlı olmuştur.

Cumhuriyet Gazetesi yayınlarından, 24 Kasım 1954 tarihli Asırlar Boyu İstanbul başlıklı, Haluk Şehsuvaroğlu imzalı yapıtın 240'ncı sayfasında aktarılan özlü bilgilere göre ; "Sultan II'nci Mahmud bilhassa yaz mevsimine rastlayan ramazanlarda cuma günleri selamlık resminden sonra Göksu Kasrı'na gelmeyi severdi. O günler mesire kalabalık, mevsim itibariyle civar yeşillik ve güzellik içinde olurdu."


İlk başlarda ekseriyetle varlık şartları elverişli olan kesim, kendi ulaşım olanakları sayesinde Küçüksu'ya gelirler ve tabiatın güzelliklerini doyasıya yaşarlardı.

Türkiye Turung Otomobil Kurumu yayınlarından Çelik Gülersoy imzalı Küçüksu başlıklı 1985 tarihli yapıt içeriğindeki açıklamalara göre ;

" Küçüksu'da çayırı bozmayan bilakis süsleyen bir kalabalık var. Cuma günleri çimenliklere ağaç gölgelerine yayılmakta, üstleri bir tiyatro ve opera gardrobu gibi temiz ve zengin. Giysilerde renklerin en tatlılarını, reçel köpüğü morlarını, yavru ağzı pembeleri, saman sarılarını, vişne ezmesi, şarap tortusu tonlarını üretmiş. Eşyaları da öyle. Beraberlerinde getirdikleri en güzel kilimler, halılar, nargileleri kesme kristal, kaseler porselen fağfur. Erkekler Küçüksu Koruluğunun arka tarafına rastlayan yerinde çubuklarını tüttürüp şerbetlerini içerken çimenlikli geniş alanın diğer yerlerinde hanımlar seccadelerini yaymakta, araba ile gezmekte ve uzun süren yaz gününü geçirmektedirler."

18 nci yüzyılın sonları ve 19 ncu yüzyılın başlarında deniz ulaşım şartlarının toplu taşımacılık imkanlarına kavuşması ile Küçüksu'ya halk kesimleri de rağbet etmeye başladığı görüldü.








"Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Küçüksu Mesire Yeri Belgeseli."
Tüm hakları, eser sahibi sayın Ferda Kazancıbaşı'na ait olup izinsiz çoğaltılıp, yayınlanamaz.

]]>
FeKa@ahisar.com (Ferda Kazancıbaşı) Küçüksu Belgeseli Sun, 04 Oct 2009 22:00:00 +0000
Küçüksu Mesire Yerinde Tarihi Yapılar http://www.ahisar.com/kucuksu-belgeseli/kucuksu-mesire-yerinde-tarihi-yapilar.html http://www.ahisar.com/kucuksu-belgeseli/kucuksu-mesire-yerinde-tarihi-yapilar.html Bölgenin harikulade doğal güzellikleri aynı zamanda Tarihsel ve Kültürel gelişmelere de kucak açtı.

1.Küçüksu Kasrı
2.Küçüksu Camii
3.Mihrişah Valde Sultan Çeşmesi
4.Darüttalim'i Musiki ziyafetlerine zemin teşkil eden Fenerlikli Ahşap Köşk

gibi yapılar, yakın mesafelerde sanki sıcaklıklarından mutluluk duyuyorlarmış gibi birbirlerine sokularak kümeleşmiş birer kültür ve tarih anıtları halinde Küçüksu sahilindeki yerlerini aldılar.

Her bir yapı, Küçüksu bölgesinin kimliğinin tanınması bakımından ayrı bir zevk ve inceleme konusu olmaktadır.



küçüksu kasri
Küçüksu Kasrı'nın denize kayma tehlikesine karşı önlem olarak yapılan rıhtım inşaatından önceki orijinal konumunu belirleyen fotoğraf belge.
(Fotoğraf çekimi : Ferda Kazancıbaşı -  Çekim Tarihi : Ağustos 1982)


KÜÇÜKSU KASRI

1751 - 1752 yılında Sultan Birinci Mahmud'un isteğini dikkate alan Divittar Mehmet Paşa tarafından Küçüksu Kasrı ahşap hali ile inşa edildi.

1856 ve 1857 yılları arasında Sultan Abdülmecid Küçüksu Kasrı'nın ahşap halini yıktırarak mimar Nikagos Balyan eli ile yerine şimdiki kagir yapıyı oluşturdu. Bunu izleyen tarihlerde Sultan Abdülaziz tarafından sarayın dış cephesi sade görüldüğünden kabartmalı süslerle kaplatıldı. Küçüksu kasrı, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde yerli ve yabancı pek çok devlet adamının ziyaret ettiği ve ikramlandığı tarihi bir mekan haline geldi.

Ayrıca Küçüksu Kasrı, Padişahlar, beyler ve paşaların av sürme ve nişan talimleri için rağbet etmekte oldukları sakin dinleme yeri ihtiyacına cevap vermeye başladı. Doğal güzelliklerle bezenmiş Küçüksu Mesire Yeri, Küçüksu Kasrı ile bütünleşerek tarihin ve kültürün tamamlayıcı unsuru haline geldi.

Küçüksu Kasrı, Küçüksu Camii
Küçüksu rıhtımının orijinal hali ile ve Küçüksu Deresi'nin 1930'lu yıllarda tespit edilmiş bir hava fotoğraf belgesi
 

KÜÇUKSU CAMİİ

Küçüksu Kasrı'nın karşısında asfalt yolun bostana bakan tarafında ve yaklaşık otuz metre mesafede cami binası bulunmakta idi. Araştırmada zaman yetersizliği nedeniyle cami'nin geçmişinin hangi yıllara dayandığı ve hangi ihtiyaç ile yapıldığına dair şimdiki aşamada somut herhangi bir belge sunmak mümkün olmadı. Bu noksanlığı tamamlayacak mutlak bir araştırmacı çıkacaktır. Şimdiki şartlarda eldeki mevcut verilerlerle yetinilmektedir. Söylentilere göre; cami binası Saray görevlilerinin ibadet ihtiyacı için yapılmıştır.

Miladi takvime göre 1904 doğumlu Emine Rahşende Kazancıbaşı'nın 15 Ağustos 1970 tarihli huzurda zapta geçen imzalı beyanları arasında bu konuya ilişkin bölümü aynen aktarıyorum;

" Anadoluhisarı'na gelin geldiğim ilk yıllar (1930) idi. Birkaç öğretmen arkadaşımız ile sahilde yürüyüş yapıyorduk. Kandilli istikametinden Hisar istikametine doğru arkamız Küçüksu Deresine gelecek şekilde Küçüksu kasrı'na on beş yirmi adım mesafede iken birden Hisar istikametinden doğru bir kalabalığın bizim tarafa doğru yaklaşmakta olduğunu gördüm. Kalabalığın tam ortasında ise ATATÜRK bulunuyordu. Hemen olduğumuz yerde durduk. ATATÜRK bize doğru yaklaşıp ve bana hitaben sarayın tam karşısında bulunan bina hakkında (Bu bina nedir ?) diye bilgi sordu. Bir an göz göze geldiğimizde ATATÜRK'ün gözlerinden sanki şimşekler çakıyordu. Biran bakamadım. Gözlerimi yere indirdim. Nutkum tutuldu ve cevap veremedim. Sustum kaldım. Çok heyecanlanmıştım. Halimi anlamış olacak ki ısrar etmedi ve aynı soruyu başkalarına sordu. Semtin eski mensupları ise; (Binanın cami olduğunu, minaresinin ise önceleri yıkılmış olduğunu) bildirdiler. ATATÜRK daha sonra Küçüksu kasrından içeri girdi. Bu hatırayı hiç unutmam."

Kaynak : 1904 doğumlu Emine Rahşende Kazancıbaşı'nın Canlı kaynak sıfatı ile Tanıklar huzurda imza karşılığında 15 Ağustos 1970 tarihli yazılı beyanları


Küçüksu Camisi

Camiinin yukarıdaki görünümü hava fotoğraflarından yararlanılarak sağlanmıştır. Ayrıntılı konular içerikte mevcuttur.


Cami minaresinin ne zaman ve ne sebeple yıkılmış olunduğuna dair somut belgelere dayanan her hangi bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak, istiklal savaşını yaşamış yaşlı kişilerin kaynak teşkil ettiği söylentilere göre; Mondros mütarekesini takip eden işgal yılları esnasında İngilizler ve Rumlar tarafından yıkılmış olduğu zannedilmektedir.

Minaresi olmayan cami binası 1938/1939 yıllarından itibaren 1947/1948 Anadoluhisan İdman Yurdu Spor Kulübü'nün idare Merkezi olarak işlev gördü.

O dönemler bazı zorunlu şartlar nedeniyle, Anadoluhisarı Karakolunun, Nahiye Müdürlüğünün ve Cumhuriyet Halk Partisinin de ortak kullanım mekanı haline geldi. Giriş bölümündeki geniş alanın ortasına siyah renkli kumaştan perde çekilmişti. Perdenin bir tarafından kulüp sporcu gençlerinin pingpong oynamalarından çıkan raket sesleri ile perdenin diğer tarafındaki karakolun daktilosundan çıkan tuş seslerinin birbirine karıştığı uyumlu günler yaşandı.

Cami binası aynı zamanda sünnet düğünleri gibi hayır ihtiyaçlarına da cevap vermekte idi. Anadoluhisarı Nahiye Müdürlüğüne hitaben Sünnet düğünü icrası için izin dilekçesi ile yapılan başvuruya, Anadoluhisarı Emniyet Baş Komiserliği tarafından (30.06.1945) tarihli müsaadeye ilişkin yazıları o günleri anımsatan bir belge olmaktadır.

küçüksu köprüsü ve camiiBina bazı zamanlar bilimsel ve eğitsel konferanslara da zemin teşkil etti.Türkiye'ye modem jimnastiği getiren ve aynı zamanda ülkenin önde gelen Halk Bilimcileri'nden Selim Sırrı Tarcan tarafından ilgi ile izlenen" Spor ve sağlık" konulu konferansa bu bina ev sahipliği etti.

Yaz aylarının hazırlık maçları esnasında Miniklerden itibaren gençler ve büyüklerden oluşan futbol takımlarının ilk onbir ve yedek oyuncular için bu binada kadrolar yapılır, bu binada soyunulup formalar giyilir ve maça çıkılırdı.

Cami binası değişik konulardaki ihtiyaçlara zemin teşkil etmiş olması ile Halk Yaşantısının Merkezi haline gelmişti. 1947/1948 yılları esnasında şimdiki Marmara Üniversitesi bahçesinde stadın bulunduğu (17) sayılı parselin Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırılmasını takiben Anadoluhisarı İdman Yurdu kamulaştırılan parseldeki tek katlı kagir binaya taşınarak faaliyetlerini buradan sürdürmeye başladı. Boş kalan cami binası ise 1959 yılında tamamen yıktırıldı.

Yok olmuş bir kültür mirasının toplum hayatına geri kazanılması için ihtiyaç duyulan rölöve'ye esas olmak üzere yeterli bilgi malzemeleri mevcudumuzda hazır bulunmaktadır.

 




KÜÇÜKSU ÇEŞMESİ (MİHRİŞAH VALDE SULTAN ÇEŞMESİ)

Mihrişah Valde Sultan, diğer adı ile Küçüksu Çeşmesi Küçüksu kasrının bitişiğinde otuz adımlık bir yakınlıktadır. Sultan Üçüncü Selim tarafından (1806) yılında annesi Mihrişah valde Sultan adına yaptırıldı. Meydan Çeşmesi özelliğindedir. Ampir üslubundadır. (3.20 X 3.90) ebadındadır. Çeşmenin Kasır ve caddeye bakan yüzlerinde Üçüncü Selimin Tuğra'ları vardır. Denize ve Anadoluhisarı'na bakan yüzlerinde ise, (Maşallahü Kan) yazılıdır. Ayrıca Çeşmenin dört bir yüzünün alınlıklarında Hafit Mehmet efendi tarafından yazılmış (Hicri 1221 - Miladi 1806) tarihli ve (32) mısralık yazıt bulunmaktadır. Oyma sanatının güzellikleri ile bezenmiş yekpare mermerlerle kaplı çeşme, estetik yapısı ile ressamların tablolarına konu olmuştur.


Küçüksu Köprüsü, Camii

Küçüksu Meydan Çeşmesi, Küçüksu bölgesinin mesire yeri özelliğinin yanıbaşında Darüttalim'i Musiki ziyafetlerinin icra edildiği Fenerlikli Ahşap Köşk, Küçüksu Kasr'ı ve Küçüksu Camii ile bütünleşerek müştereken Tarih'in ve Kültür'ün sembolünü temsil eden dörtlü oluşturmuşlardır.


Küçüksu Meydan çeşmesi aynı zamanda halk yaşamının bir parçası haline gelmiştir. Yaz aylarının cumartesi ve Pazar günleri İstanbul'un çeşitli semtlerinden haftanın yorgunluğunu çıkartmak için gelen halkın, içme ve yemek suyu ihtiyacını karşılamıştır. Küçüksu Mesire Yeri'ne yayılmış büyük kalabalık arasından su ihtiyacında olanların ellerindeki kapları ile çeşme önünde uzun sohbet kuyrukları halinde sıra beklemekte oldukları halen dahi hafızalardaki görüntüsünü korumaktadır. Ayrıca, Çeşme'nin yaklaşık bir metreye yakın yüksekliğindeki set kısmı ise yakın zamanlara kadar aile çay bahçesi olarak HalkYaşamı'na zemin teşkil etmişti.







"Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Küçüksu Mesire Yeri Belgeseli."
Tüm hakları, eser sahibi sayın Ferda Kazancıbaşı'na ait olup izinsiz çoğaltılıp, yayınlanamaz.

]]>
FeKa@ahisar.com (Ferda Kazancıbaşı) Küçüksu Belgeseli Mon, 05 Oct 2009 22:00:00 +0000
Fenerlikli Ahşap Köşk ve Darüttalim http://www.ahisar.com/kucuksu-belgeseli/fenerlikli-ahsap-kosk-ve-daruttalim.html http://www.ahisar.com/kucuksu-belgeseli/fenerlikli-ahsap-kosk-ve-daruttalim.html FENERLİKLİ AHŞAP KÖŞK VE DARÜTTALİM'İ MUSİKİ ZİYAFETLERİ

Ulusları kalıcı kılan kimlikleridir. Kimliklerini de kültürleri oluşturur. Darüttalim'i Musikisi ise, Türk kültür bütünlüğü içindeki yerini almış, kültür tarihimize damgasını vurmuş ve aynı zamanda Küçüksu Mesire Yeri ile özdeşleşmiş bir ekoldür. Bu nedenle Küçüksu Mesire Yeri kavramı içinde Dürüttalim'i Musiki kültürünün ayrı bir yeri bulunmaktadır.

Darüttalim'i Musiki Heyet'i ve icra tekniği hakkında edinilen bilgiler Cumhurbaşkanlığı Orkestrası Başkemancılığı görevinden sonra Amerika'da (E.İ. Üniversitesi)'nde keman viola öğretmenliği ve orkestra yöneticiliği yapmış, 1915 İstanbul doğumlu Fethi Kopuz kaynaklıdır.

Darüttalim'i Musikisi'nin ilk çıkış noktası Ve ekol kimliğine kavuşması Fethi Kopuz'un huzurda imzası karşılığı zapta alınan beyanlarına sadık kalınarak aynen aktarıyorum;

"Darüttalim'i Musiki anlayışının kurucusu Fethi Kopuz olup babamdır. Darüttalim'i Musiki anlayışının ilk çıkış noktası, İstanbul Vezneciler semtindeki (78) kapı numaralı dükkandır. Kış aylarında konser verdikleri yer, Şehzadebaşı Direklerarası Letafet apartmanı altındaki Hacı Osman'ın kahvesidir. Darüttalim'i Musiki anlayışı ve İcra heyeti bu ortamda doğmuş, gelişmiş ve kişilik kazanmıştır."

Müzik aletleri olarak ; (Ud), (Kanun), (Kemence), (Ney), (Kemen), (Def), Sonraları (Tambur) ve (Santur)'da dahil oldu.


Darüttalim'i Musiki Heyetinin Küçüksu'da İcra'i ahenkleri

Fethi Kopuz'un kendi üslubu ile açıklamaları devam etmektedir;

" Darüttal'ıml Musiki Heyeti'nin Küçüksu Mesire yerinde ilk icra'i ahenk etmeye başlaması mevcut kayıtlara göre İstanbul'un işgalden kurtulduğu 2 Ekim 1923 tarihinden itibaren ve Hilafetin kaldırıldığı 3 Mart 1924 tarihinden önceki zaman dilimi arasındadır. Hilafetin kaldırıldığı tarihten itibaren bir süre daha devam etmiştir. 1927 yılından itibaren ekonomik sıkıntı sebebiyle faaliyeti son bulmuştur.

Böylesine güçlü bir ekibin Küçüksu Mesire yerinde varoluşu, sadece Hisar halkı olmayıp civar semt halkları için de zevkle izlenen kültür ziyafeti oldu.

Fenerlikli Ahşap Köşk
Darüttalim'i Musiki ziyafetlerine zemin teşkil eden tarihi yapı Fenerlikli Ahşap Köşk'ün profilden görünümü.

İcra edilen yer, Küçüksu Kasrı ve Küçüksu Çeşmesine otuz kırk metrelik bir mesafede yolun çayır tarafına tesadüf eden ve etrafı tellerle çevrili çay bahçesidir. Orada musiki icrasına zemin teşkil eden ahşap bir köşk vardı. Ayrıca tahtadan yapılmış sekiz köşeli kameriye vardı. Yedi kişilik bir oda orkestrası tarifi içindeki heyet bu kameriye içinde yerini alır ve konserini buradan verirdi.

Darüttalim'i Musiki Heyeti hafta tatili olan Cuma günleri Küçüksu'ya gelerek icra'i ahenk ederdi. Kamil Usta 'nın (Göksu'nun mısırı) ve dondurmacı Kazım Usta'nın (Dondurmam kaymak) avazeleri yeri göğü inletirdi. Parası olmayanlar çay bahçesinin dışında Küçüksu Çeşmesi'nin çevresine ve Küçüksu Kasrı'nın kenarlarına evlerinden getirdikleri minderler üzerine oturarak dinlerlerdi. Konser başladığında hiçbir servis yapılmazdı. Mısırcı Kamil Usta ile dondurmacı Kazım Usta seslerini keserler, yoldan geçen paytonlar sessizlik ilkesine harfiyen uyarlar ve büyük kalabalığın konser dinleme huzurunu bozacak en küçük bir ses dahi çıkartılmazdı.

Darüttalim
Üstteki fotoğrafta; Darüttalim'i Musiki Heyeti görülmektedir.
Ünü yurd dışında yankılanan ve bir ekol haline gelen Darüttalim'i Musiki Heyetinin kurucusu Fahri Kopuz ve saz arkadaşları
Ayaktakiler sol baştan itibaren: 1. Neyzen İHSAN BEY, 2. Hanende ZEKİ BEY, 3. Hanende CELAL BEY. 4. Kemençeci HAFİT BEY Oturanlar sol baştan itibaren: 1. Keman CEVDET ÇAĞLA, 2. Ud FAHRİ KOPUZ, 3. Kanun FERİT ALNAR
Bu fotoğraf belge Fahri Kopuz'un oğlu Prof. Fethi KOPUZ tarafından 12 Şubat 1984 tarihinde Ferda KAZANCIBAŞI arşivine armağan edilmiştir.


Çekmecemden çıkartıp taktim ettiğim fotoğraf Küçüksu Mesire Yeri'nde yedi kişilik bir oda orkestrası tarifindeki musiki icra heyetine aittir. Oturanlar sol baştan itibaren kemanda Cevdet Çağla, Ud'da babam Fahri Kopuz, kanun'da Ferit Anlar, ayaktakiler sol baştan itibaren Ney'de İhsan bey, hanende Zeki bey, hanende Celal bey, kemence de Hafit bey yer almaktadır."

Darüttalim'i Musiki değeri konusunda diğer bir kaynak da Haluk Şehsuvaroğlu'dur. Asırlar Boyu İstanbul isimli Haluk Şehsuvaroğlu imzalı (24.11.1954) tarihli yapıtın (240) nolu sayfasında yer alan açıklamalara göre;

"Son halife Abdülmecit Efendi bir yaz mevsiminde Dolmabahçe Sarayı'ndan yedi çifte kuşlu kayığı ile çıkarak Göksu'ya gitmiş, Kasr'a inerek çayırda çalan Darüttalim'i Musiki Heyeti'ni dinlemiş ve kendisine kahve ve mısır ikram olunmuştu"

Gerek Fethi Kopuz ve gerekse Haluk Şehsuvaroğlu kaynaklı bilgilere göre; Tarihi Küçüksu Mesire Yeri, hem kültür zenginlikleri ve hem de Mesire Yeri gibi Halkın Yaşam Alanı özelliklerini taşımaktadır.

Açıklamalarda sözü geçen FENERLİKLİ AHŞAP KÖŞK ile Kameriye, geçmiş kuşaklardan gelecek kuşaklara doğru aktarılması gereken birer kültür mirasıdır.

Fenerlikli Ahşap Köşk
Küçüksu'da Darüttalim'i Musiki ziyafetlerine zemin teşkil eden Fenerlikli Ahşap Köşk Küçüksu Kasrı'na yaklaşık otuz adımlık mesafede ve yolun yeşil alanlı tarafına tesadüf etmekedir.
Kaynak:(Erdoğan Gülbakan tarafından Ferda KAZANCIBAŞI arşivine armağan edilmiştir)



Ancak, 1980'li yılların kış aylarında, içki bağımlısı bazı kimseler tarafından ısınma ihtiyacı ile tahtaları birer ikişer sökülerek koskoca bir kültür mirası maalesef eritilip yok edilmiştir.

Şimdiki halde, hayatta olmayan 1908 doğumlu Mehmet Nida Kazancıbaşı ile 1909 doğumlu Necmettin Akbulut tarafından ahşap binanın iç taksimatı hakkında zapta geçmiş ışık tutucu beyanları ile cepheden ve profilden fotoğrafları mevcuttur. Ayrıca zemindeki temel taşları da yerindedir. Gelecek kuşaklara intikal ettirilmek üzere kültür mirasının geri kazanılmasını mümkün kılabilmek yolunda rölövesinin çıkartılması için ihtiyaç duyulan veriler arşivimde hazır bulunmaktadır.


Kaynak: (12 Şubat 1984 Pazar günü Tanzimat sokak, Simru Apt. No: 11 Göztepe adresindeki evine Ali Can adındaki Lise Öğrencisi ile ziyarete gidilerek imzası altında derlenen bilgi ve belgelerdir)

Kaynak : Haluk Şehsuvaroğlu -(24.11.1954) tarihli Asırlar boyu İstanbul isimli yapıt - Sh. 240

 




"Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Küçüksu Mesire Yeri Belgeseli."
Tüm hakları, eser sahibi sayın Ferda Kazancıbaşı'na ait olup izinsiz çoğaltılıp, yayınlanamaz.

]]>
FeKa@ahisar.com (Ferda Kazancıbaşı) Küçüksu Belgeseli Tue, 06 Oct 2009 22:00:00 +0000
Küçüksu'da Halk Canlılıkları ve Saltanat Ailesi http://www.ahisar.com/kucuksu-belgeseli/kucuksuda-halk-canliliklari-ve-saltanat-ailesi.html http://www.ahisar.com/kucuksu-belgeseli/kucuksuda-halk-canliliklari-ve-saltanat-ailesi.html KÜÇÜKSU'DA HALK CANLILIKLARI VE SALTANAT AİLESİ

Şehir hatlarına buharlı gemilerin boğaz seferlerine tahsis edilmesi ve deniz ulaşım şartlarının kolaylaşması sayesinde boğazdaki mesire yerlerine halkın rağbetinin daha çok arttığı görüldü. Küçüksu Mesire Yeri'nde, Cambazlar, hokkabazlar, halk edebiyatı başlığı altındaki kukla, karagöz, meddah, ortaoyunu gibi seyirlik eğlenceler, geleneksel sünnet düğünleri, mısırcılar, dondurmacılar, kağıt helvacılar, meyve satıcıları, hasır kiralayıcıları, salıncaklar, ip atlayan, top oynayan çocuklar, çokca idi.

Fotoğraf belgelere bakıldığında; Küçüksu'nun halk yaşamındaki büyük canlılığından saltanat ailesinin de nasiplerini aldıklarını ve bu canlılığı halk ile birlikte yaşamış oldukları görülmektedir.

HALK YAŞANTISINDAN BİR ÖRNEK KÜÇÜKSU'DA ORTAOYUNU

Küçüksu'da ortaoyunu
Yirminci Yüz Yıl başlarına ait bir fotoğraf belge.
Halk edebiyatı başlığı altındaki kukla, karagöz, meddah, ortaoyunu gibi seyirlik (Temaşa) nitelikli kültürel değerler toplum katlarında büyük rağbet görmektedir. Fotoğraf belge; Osmanlı döneminde hanedan mensuplarının Küçüksu'da halk ile birlikte iç içe Ortaoyunu sanatını izleyişlerini görüntülemektedir.



FOTOĞRAF BELGE Kaynak : Türkiye Turing Otomobil Kurumu yayınlarından Küçüksu başlıklı Çelik Gülersoy İmzalı 1985 tarihli yapıt.





"Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Küçüksu Mesire Yeri Belgeseli."
Tüm hakları, eser sahibi sayın Ferda Kazancıbaşı'na ait olup izinsiz çoğaltılıp, yayınlanamaz.

]]>
FeKa@ahisar.com (Ferda Kazancıbaşı) Küçüksu Belgeseli Wed, 07 Oct 2009 22:00:00 +0000
Osmanlı'nın halkın yaşam alanlarına verdiği önem http://www.ahisar.com/kucuksu-belgeseli/osmanlinin-halkin-yasam-alanlarina-verdigi-onem.html http://www.ahisar.com/kucuksu-belgeseli/osmanlinin-halkin-yasam-alanlarina-verdigi-onem.html Osmanlı Arşivi kaynaklı eski yazılı belgelere bakıldığında HALKIN YAŞAM ALANLARINA önem verildiği görülmektedir.

Osmanlı Arşivi kaynaklı üç adet eski yazılı belge gelecek kuşaklara doğru ibret verici mesajlar halindedir:


İlk Belge: Boğaziçi Yeşil Alan ilan ediliyor.

Sultan Reşat dönemine ait (28 Ekim 1851) tarihli belge içeriğindeki açıklamalara göre;

O yıllarda Boğaziçi'nde ve İstanbul'un diğer semtlerinde bulunan mesire yerleri etrafında birtakım insanların arsa satın almaya ve hatta bunların üzerine bina inşa etmeye kalkıştıktan, bu durumun devam etmesi takdirinde buraların zaptedilmeye uğrayacağı, oysa halka mahsus bu yerlerin Başkalarının eline geçmemesi gerektiği, bu amaçla bölgelerin sınırlarının haritalarla belirlenmesi ve bu amaçla mühendislerin görevlendirilmelerinin kararlaştırıldığı, bu suretle boğaziçi alanının koruma altına alınmış olunduğu ve gelecek kuşaklara örnek teşkil edildiği tarihi belgelerden öğrenilmektedir.

belge

Sultan Reşat döneminde halka mahsus mesire yerlerinin işgaline karşı Boğaziçi'nin yeşil alan ilan edilerek koruma tedbirlerinin alındığı dair 28 Ekim 1851 tarihli karar.
Kaynak : Başbakanlık Osmanlı Arşivi, İrade Dahiliye No: 14734- Yeni Ufuk Gözeten 7 Temmuz 1997 tarih (4) sayı eki.

 

 

İkinci Belge : Hava kirliliğine önlem alınıyor

Sultan Abdülaziz dönemine ait 18 Ağustos 1868 tarihli belgeye göre şimdiki Kur'an Kursu olarak yararlanılan Göksu Deresi kıyısındaki bina Osmanlı döneminde un değirmeni olarak kullanılmakta idi. Elimizdeki belgeye göre un değirmenini çalıştıran (Panayotçe Papakiryako) adlı bir Rum hanımdır. Bu hanım değirmene buharlı makine takabilmek için izin talep etmiş ve bu talep Osmanlı Devletinin en yüksek organı olan Şura-yı Devlet de görüşülmüş ve aşağıdaki karar alınmıştır;

" Bu tür makinaların kullanımına rahatlıkla İzin verilmesine rağmen izin istenen yer Göksu gibi köşklerin yalıların hem de halkın kullanımına mahsus mesire yerleridir Her ne kadar filtre kullanılacak olunsa dahi bu durum boğaziçinde ki havanın temizlik ve güzelliğinin bozulmasına engel olmayacaktır. Zaten Kandilli ve Anadoluhisarı halkı da dilekçe ile başvurarak Göksu'daki buhar makinesinin kullanılmasının engellenmesini talep etmişlerdir. Bütün bunları göz önünde bulunduran Şura-yı Devlet söz konusu buharlı makinenin Göksu Deresi ndekideğirmene takılmasına izin vermemiş ve ayrıca da ek bir karar alarak bundan böyle bu tür özelliği olan yerler için buharlı makine kullanma taleplerinin dikkate dahi alınmayacağını da belirtmeyi gerekli görmüştür."

belge
Kaynak: Başbakanlık Osmanlı Arşivi, İradei Dahiliye, No: 14734 Yeni Ufuk Gazetesi - 7 Temmuz 1997 tarihli (4) sayı eki.

 

 

Üçüncü Belge: Boğazda Sanayileşmeye izin verilmemiştir.

Sultan Mehmet Vahididdin dönemine ait 1921 tarihli belgeye göre; Mösyö Jorjaralli adındaki bir ecnebi Baştalimanı'nın da sabun fabrikası yapmaya teşebbüs etmiştir. Bunun üzerine çevre halkı derhal harekete geçerek girişimin önlenmesini talep eden bir dilekçe vermişlerdir. Ancak Boğaziçi'nde fabrika yapımını yasaklayan kanunun bir süre önce kaldırıldığı tespit edilmiştir. Fabrika yapımı bu yasal boşluğu değerlendirme amacı ile girişimde bulunmuştur.

"Konuyu ele alan Bakanlar Kurulu bu duruma müsamaha gösterildiği takdirde boğaziçi'nin havasının bozulmasına yol açacak fabrika yapımlarının önünü almak amacı ile eski yasağı tekrar yürürlüğe koymuş ve bu bölgede hiçbir fabrikaya izin verilmemesi karar altına alınmıştır. "

belge
Kaynak: Başbakanlık OsmanlıArşivi, İradei Dahiliye, No: 14734 Yeni Ufuk Gazetesi - 7 Temmuz 1997 tarihli - Sayı (4) Eki


Osmanlı arşivi'nden aktarılan bu üç belge ; Halkın Yaşam Alanlarına gösterilen önemin saygı ve hassasiyetin ibret verici örnekleri olmaktadır.






"Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Küçüksu Mesire Yeri Belgeseli."
Tüm hakları, eser sahibi sayın Ferda Kazancıbaşı'na ait olup izinsiz çoğaltılıp, yayınlanamaz.


]]>
FeKa@ahisar.com (Ferda Kazancıbaşı) Küçüksu Belgeseli Thu, 08 Oct 2009 22:00:00 +0000
İkinci Meşrutiyet Sonrası Küçüksu http://www.ahisar.com/kucuksu-belgeseli/ikinci-mesrutiyet-sonrasi-kucuksu.html http://www.ahisar.com/kucuksu-belgeseli/ikinci-mesrutiyet-sonrasi-kucuksu.html İKİNCİ MEŞRUTİYET YILLARINDAN İTİBAREN ÜLKE GENELİNDEKİ GELİŞMELER VE KÜÇÜKSU MESİRE YERİ

Küçüksu Mesire Yeri'nin yeşillikli çimenleri üzerinde Anadoluhisarı İdman Yurdu'nun sportif faaliyetleri ile Milli Tarihimizdeki gelişen olaylar iç içe şekillenmiştir.

1913 tarihinden itibaren Küçüksu Mesire Yerindeki halk yaşantısı ve zaman akışı içindeki gelişmeler konusuna ışık tutabilmek için Anadoluhisarı İdman Yurdunun kuruluş dönemlerindeki tarihçesine kısa bir bakışta bulunmak yararlı olacaktır.


Yıl : 1913 Anadoluhisarı İdman Yurdu'nun Kuruluşu

İkinci meşrutiyet yıllarına doğru bir tarafta imparatorluktaki bir türlü baş edilemeyen ekonomik çöküntü diğer tarafta Osmanlı topraklarındaki zengin doğal kaynaklara göz diken batılı ülkeler arasındaki paylaşım rekabeti bu ülkeleri giderek kendi aralarında birinci Dünya savaşına doğru sürüklemekte bu nedenlerle ülkenin semalarını kara bulutlar kaplamaktadır. Vahim geleceği gören aydın kesim spor kulüpleri aracılığı ile halk örgütlenmesine doğru gelişim göstermektedirler. Osmanlı İmparatorluğunun kozmopolit yapısına karşılık Türkçülük cereyanları esmeye başladı. Ülkenin genel şartları gereği Fenerbahçe Spor Kulübü ile birlikte Kadıköy İttihat ve Spor Kulübü, Anadolu İdman Yurdu gibi Türk futbol takımlarının kuruldukları görülmektedir, ikinci meşrutiyetin ilanını takip eden süreçte halk örgütlenmesi ihtiyacı ile aydın kesimin desteği ile 1 Nisan 1913 yılında Anadoluhisarı idman Yurdu Spor Kulübü Kuruldu. Küçüksu Göksu deresi ağzında bulunan ahşap bina İdare Merkezi oldu. Forma rengini sonbahar dönemlerinde yeşil çimenler üzerine serpilmiş sarı renkli çınar yapraklarının doğasından ilham alarak (Sarı - Yeşil) renk kabullenilmiş ve semt halkı tarafından aşk derecesinde benimsenmiştir.

Bu tarihten itibaren Tarihi Küçüksu Mesire Yeri; Anadolunisarı İdman Yurdu Spor Kulübü aracılığı ile Çok sayıda ki gençlik kesimine spor hizmetleri sunulmasında zemin teşkil etmeye başladı. Anadoluhisarı halkının semt sevgisi ile bütünleşen sosyal toplum oluşmasında bayraklaştı.

Kaynak : İdman Yurdunun doğusundaki Türkçülük Cereyanı etkenleri konusunda 1897doğumlu Fuat Ramazanoğlu'nun 13 Kasım 1982 tarihli huzurda İmzası alınmış yazılı beyanları.


BELGE FOTOĞRAFLAR :

İdman Yurdu Risalesi
Anadoluhisarı İdman Yurdu Spor Kulübü'nün Kuruluşunun beşinci yıl döneminde düzenlenen
kutlama şenlikleri nedeniyle yayınlanan (19 Nisan 1918 Cuma) tarihli ve yirmi sayfadan oluşan
risalenin kapak örneği.




İdman Yurdu Kurucular
ANADOLUHİSARI İDMAN YURDU SPOR KULÜBÜNÜN İLK KURUCULARI
1.SUDİ BEY - Lazislan Mebbusu - Göksu Nişangah sokağında mukim
2.MEHMET SAİDİ BEY - İdman Yurdu Katibi - Anadoluhîiarında sakin
3.TAİP SERVET TUNA - İdman Yurdu Muhasebecisi - Müdafa-i Miilliye Heyeti Tahririye Müdürü
4.ABDURRAHMAN CEMİL BEY - Mudafai Milliye İdare Heyeti Müdürü
5.ABDURRAHMAN RONBESON BEY - Jimnastik Muallimi
6.AHMET RONBESON BEY - Jimnastik Muallimi
7.CEMİ BEY - Camıi Kütüphanesi Mudutu ve İdman Gazetesi imtiyaz sahibi
Kaynak : 19 Nisan 1918 Cuma tarihli Risale: Sayfa (5) - Arşiv: Ferda KAZANCIBAŞI





 İdman Yurdu Tahkikat Belgesi

ANADOLU HİSARI İDMAN YURDU KURUCULARI HAKKINDA YAPILAN (12 Ağustos 1913)
tarihli EMNİYET TAHKİKATI BELGESİ

30 Temmuz 1329 (1913) tarih 10186/1329 nolu teskere-i aliyelerine cevaptır.
Anadoluhisarında İdman Yurdu namı ile teessüs eden cemiyetin rapten takdim kılınan pusulada
muharrer esami heyet-i İdare ve mümessilleri haklarında icra kılınan tahkikat neticesinde
yirmi yaşından efzun okluktan ve kendileri eshab -ı namustan ve erbab-ı haysiyetten olup
hiç bir güna sabıka ve mahkumiyetleri olmadığının anlaşıldığı arz olunur efendim.
12 Ağustos 1329 (1913)
Beykoz Merkez Umumisi (İmza)
Üsküdar Polis No 10958-Kısım İdare riyasetine-No: 13




ANADOLUHİSARI İDMAN YURDU'NUN HİMAYE HEYETİ

Mehmet Talat Paşa

Reis -i Fahri Sadrazam Devletlü Fehametlü MEHMET TALAT PAŞA HAZRETLERİ
1874 yılında Edirne'de doğdu. İkinci Meşrutiyetin ilan edildiği 1908 yılında Edirne Mebusu
sıfatı ile Osmanlı Meclis-i mebusanına katıldı. Meclis Reis Vekilliği görevini yaptı, İttihat ve
Terakki Fırkası'nın önde gelen isimleri düzeyine erişti. (04 Şubat 1917) tarihinde VEZİR
payesi ile SADRAZAM'lığa yüksekdi. Anadoluhisarı İdman Yurdu'nıın Fahri Reisi oldu.
İstiklal savaşı öncesi Mustafa Kemal Atatürk ile kader birliği halinde oldu.
15 Mart 1921 tarihinde (SalomonTaleyran) isimli bir ermeni tarafından yapılan suikast
sonucu Ermeni kıyımının ilk şehitleri arasında yerini aldı.




Himaye Heyeti
ANADOLUHİSARI İDMAN YURDU'NUN HİMAYE HEYETİ
Kaynak: (19 Nisan 1334 >' 191ÖJ Cuma) tarihli eski yazı ve fotoğraflı bir Broşür.

FAİK BEY Müdafa-i Milliye Merkez Umumi azasından Edirne Mebusu
SABRI BEY Saruftan Mebbusu • Fenerbahçe Spor Klübü Reisi
SÜLEYMAN SUDİ BEY Lazıstan Mebusu * İdman Yurdu Reis ve kurucularından
ZİYA BEY Osmanlı Donanma Cemiyeti Umum Müdürü
CEMAL BEY Altınordu Reis-i sanisi GaziOsmanpaşa Zade
BASRİ BEY Kadıköy İttihat Spor Kulübü Reisi
ŞECAATTİN BEY Anadolu İdman Kulübü Reisi






"Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Küçüksu Mesire Yeri Belgeseli."
Tüm hakları, eser sahibi sayın Ferda Kazancıbaşı'na ait olup izinsiz çoğaltılıp, yayınlanamaz.


]]>
FeKa@ahisar.com (Ferda Kazancıbaşı) Küçüksu Belgeseli Fri, 09 Oct 2009 22:00:00 +0000