Küçüksu Çeşmesi

Küçüksu Çeşmesi
1806 Yılı yapımı bu pitoresk çeşme, bu özelliğinden ötürü Boğaziçi'ne ait fotoğraf ve gravürlerde en fazla yer alan mekanlardandır. Çeşme, çok fazla hayır eseri bırakan Mihrişah Valide Sultan adına inşa edilmiştir.
Küçüksu Çeşmesi
Eski Boğaziçi resimlerinde en fazla kullanılan objelerden biri de Küçüksu Çeşmesi’dir. Göksu ile Küçüksu Dereleri arasındaki ünlü mesirede çekilen fotoğraflar ve yapılan çizimlerde mutlaka Küçüksu Çeşmesi de yer almıştır. Aynı adla anılan kasrın hemen yanı başında bukucuksu-cesmesilunan bu pitoresk yapı, 1806 yılından bu yana ilk günkü güzelliğini koruyarak bu günlere gelebilmeyi başarmış ender eserlerdendir.

Gürcü asıllı olan Mihrişah Valide Sultan’ın,1746 Yılında Kafkasya’da doğduğu tahmin ediliyor. 1760 Yılında, Sultan III.Mustafa ile evlenmiş ve Topkapı Sarayı’nda 24 Aralık 1761 yılında geleceğin 28.Osmanlı padişahı olacak olan III.Selim’i doğurmuştu. Bu çok önemli bir olaydı. Çünkü 33 yıldan bu yana Osmanlı padişahlarının erkek evladı olmuyordu. Durum vahimdi. Ama Mihrişah Sultan hanedana bir erkek çocuk vermeyi başarmıştı. Yedi gün yedi gece süren şenlikler yapıldı. Ayrıca üç gece boyunca de deniz şenlikleri düzenlendi. Mihrişah Sultan 14 yıl boyunca sarayda yaşadı fakat padişah kocası 1774 yılında vefakucuksu-cesmesit edince, Osmanlı İmparatorluğunun başına padişahın kardeşi I.Abdülhamit geçti. Mihrişah Sultanda Bayezid’deki eski saraya gönderildi. 15 Yıl boyunca da orada yaşadı. Sultan I.Abdülhamit 1789 yılında vefat edince, 7 nisan 1789 yılında, 28 yaşındaki şehzade III.Selim tahta oturdu. Mihrişah Sultan artık Mihrişah Valide Sultan olmuştu. Görkemli bir törenle eski saraydan Topkapı Sarayı’na geçti.

Mihrişah Valide Sultan da oğlu padişah III.Selim de Mevlevi tarikatına mensuptular. Valide Sultan hayır işlerinden hoşlanıyordu. Hırslı değildi, hiçbir zaman devlet işlerine karışmadı. Yazlarını uhrevi yanı güçlü olan Eyüp’teki sahil sarayında geçiriyordu. Sayısız eserde bu valide sultanın adı bulunuyor. Uzun bir yazı kokucuksu-cesmesinusu olacağından onları geçerek oğul III.Selim’in annesi adına yaptırdığı Küçüksu’daki çeşmeyi anlatmaya devam edeceğim.

Sultan III.Selim 1792 yılında henüz ahşap bir yapı olan Küçüksu Kasrı’nı tamir ettirmişti. Kasrın arkasında ve yanında bulunan ağaçlık mesire yerini de düzenletti. 1806 Yılında, çok sevdiği annesi için buraya bir çeşme yaptırdı. Barok ve ampir üslupları arasındaki geçiş döneminin güzel bir örneğiydi çeşme.

Dikdörtgen planlı olarak 3,20 x 3,90 ölçülerinde konumlandırııp, yüksek bir sofa üzerine inşa edildi. Bu gün görünen sofa, ilk günkü şeklini kaybetmiş halidir.. Bir merkezi kubbe geniş saçaklarla çevrelendirildi. Kubbe, dört tarafında bulunan küçük kuleciklerle desteklenerek daha naif bir görüntü verildi. Geniş taş saçaklar dışarıya doğru yükseltildiler. Saçak muhteşem ampir bezemelerle donatıldı.

Çeşme yalakları dışarı taşırıldı ve yapı, dört tarafından bu yalakları tutan bir kornişle çevrelendi. Yalaklar, akant yapraklarıyla süslenmiş S biçimli birer barok konsol tarafından desteklendirildiler. Çeşme aynası klasik dairesel biçimde yapılarak çevresi hafif kabartmalarla dal ve çiçeklerle süslenmişti. Çeşme aynasının içinde güçlü akant ve deniz kabukları şeklinde bir kompozisyonla süslemeler konulmuştu.

Dikdörtgen çeşmenin geniş yüzündeki tuğralar III.Selim’e aittirler. Dar yüzlerde de maşallah-ü kan yazılıdı. Dört tarafa konulan ve toplam 32 satır olan kitabeler Hafif Mehmet Paşa tarafından yazılmışlardı. Çayıra bakan son mısrada, çeşmenin yapılış tarihi olan 1806, hicri takvimle de 1221 tarihi konulmuştu.

Çeşme, Elmalı Barajı’nı besleyen Küçüksu ve Göksu Dereleri arasında bulunsa da çevresinde onu besleyecek bir su kaynağı bulunmuyordu. Bu yüzden yapıldığında, kuzey tarafındaki sırtta kazılan iki kuyu birbirine bağlanarak çeşmenin suyu bu kuyulardan temin edildi.

Mimarı bilinmeyen Küçüksu Çeşmesi’nin bütün Boğaziçi fotoğraflarını süslediğini biliyoruz. Eski İstanbul gravürlerinde de yine baş köşede yer alan çeşme, meşhur Göksu mesirelerinde sıklıkla kadın gruplarının toplandığı bir yerkucuksu-cesmesi olarak resmedilmiş. Çeşmenin çevresinde ve basamaklarında yer alan kadınlara ait erkek bireyler de gravürlerde Küçüksu mesiresinin ağaç gölgelerinde çizilmişler.

Küçüksu Çeşmesi günümüzde büyük bir yalnızlığın kederiyle eski parlak günlerin hatıralarını, görenlerin belleklerine kazıyor. Birinci ve ikinci boğaz köprüleri çalışmalarının büyük bir kısmı bu tarihi mesire yerinde yapılmıştı. Bu yüzden fazla sayıda ağaç kesilmiş, uzun yıllar devam eden şantiye görünümü dolayısıyla bu mehteşem çeşme de gözden düşmüştü. Bu gün Küçüksu Mesiresinde piknik ve eğlence amacıyla kullanacak br kesimkucuksu-cesmesi yok. Böyle bir ihtiyaç duyulmuyor. Yapanlar da bu etkinliği eski görkeminden bir hayli uzaklaştırmış bir şekilde gerçekleştiriyorlar. Eski mesire kültüründen yoksun bir toplum olduk veya günümüz yaşam şekli böyle bir şeye imkan tanımıyor diyelim. Neyse ki çeşmenin yanı başında açılmış bir kafede yudumlanan demli çaylar, köpüklü kahvelerle verilen kısa soluklanmalarda, çeşme bir nebze de olsa meraklısı tarafından sevgiyle seyrediliyor. Bu yazı, işte o meraklılar için kaleme alındı. 

Yazı ve Fotoğraflar : Bilsen GÜRER
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
 

Siteiçi Arama

İstanbul Hava Durumu

HaberTürk Haberler