| Güzelcehisar günü |
|
Kendimi sıktığım günler, beni yoran günler. Sadece anayasa paketinin anayasaya aykırı olduğunu duymak bile yeter adama. Kurşuna gelmiş, mayında kalmış arslanlarından da ceset haberleri al üzerine. Peşmergenin burnumuza silah dayadığını işit. Sağ birleşmede pürüz varmış, solda hayra alamet var mıymış? Vur kafanı taşlara.
Bugün her gün yaptıklarımı yapmadan, sıkıntımı silsem biraz üstümden başımdan. Yakın yollarda seyahat ettirsem kendime şöyle. Her büyük şehirde yaşanan/olunan gibi, İstanbul'da turist etsem kendimi iki üç saatliğine. Düşündüğüm gibi fırladım dün evden, güzergahım Salacak'tan Güzelcehisar veya bilmeyenler için Anadoluhisarı desem bilecekler hemen. Göksu üzerindeki köprüyü geçer geçmez sağa dönünce Hüseyin Bey'in Cafeterya'sını bulacaksınız hemen. Öyle bilmiş istemiş, öyle koymuş adını. İçeri girip ukalalık etmeyeceksiniz, yok öyle yazılmaz böyle yazılır falan gibi.
Şimdi tam açma zamanı olan manolya ağaçlarının kokusu, Göksu teknelerinin çıkardıkları taka tukalar bedava. Elinize ne yakışıyorsa, ama kitap/kalem/kağıt belki de dantel oya, alın gidin oraya. Suyun, serinin, doğanın keyfini yoklayın şöyle bir. Hüseyin Bey Cafeterya'sından çıkınca Muhaşşisinan Camii'ni görmeden gitmeyin bir yere. Yukarı doğru yürünecek biraz. Kendini daracık sokaklara köşelemiş, terkedilmiş bir evciğin arkasından çıkacak önünüze. Bir oda kadar, bir şirin; sarılıp kalırsınız ona tanıştığınıza bir memnun bir memnun..., ki o kadar olur. Bu kadar, sonra da canım sinemaya gitmek istedi. Akşam, haberlerde bir değişiklik yoktu.
Kaynak : Oya Kayacan , Haziran 2007 http://kedilimutfaklar.blogspot.com/2007/06/gzelcehisar-gn.html |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|