Boğaz'ın incileriydiler, şimdi seyirlik oldular!...

Prof. Murat Belge'nin ifadesiyle yalı yaşamı deniz kıyısında bir sayfiye yaşamı. Osmanlı toplumu deniz kıyılarındaki konutlarını bugünün insanı gibi kullanmamış. 20 yy. ‘a gelinceye kadar yalı sakinlerinin yüzmeleri söz konusu değil. Yalı deniz kenarında bir bahçe köşkü niteliği taşıyor. Büyük yalılar, yamaçlardaki köşklere bağlanıyor, ağaçlar, korular, havuzlar, küçük köşkler denizle bütünleşen bir kır yaşamının simgeleri. Bu bahçelerin kendine özgü ağaçları var. Defne, şimşir, erguvan, çınar,servi, ceviz, incir ve ıhlamur. Manolya ve fıstıkçamı sonradan gelmiş bu bahçelere. Bütün bahçelerde dut, ayva ve incir vazgeçilmez meyve ağaçları. Zavallı fındık çit olarak kullanılmış. Yalıya yakın bahçelerin favorisi de mor salkım ve asma. Bu bilgilerden sonra dönelim yine gezimize.Yalı gezisinin şimdi de detayını anlatıyorum size. Prof. Murat Belge'nin ifadesiyle 19. yy'dan günümüze kadar ayakta kalan yalı sayısı çok az. İşte bunlardan bazılarının yeni fotoğrafları ve bilgileri:


AYAKTA KALAN EN ESKİ YALI : Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı. Anadoluhisarı'nın kuzeyinde kalan bu yalı Boğaz'ın ayakta kalan-pek kalmış gibi değil ama- en eski yalısı. Meşruta Yalı olarak da biliniyor. Yalı 1699'da Amcazade Hüseyin Paşa için inşa edilmiş. Yalının 1893 Rus Savaşı sırasında yerleştirilen Rumeli göçmenleri yüzünden tahrip olduğu ve kısmen yıktırıldığı söylenir. Belge'ye göre büyük tahribat, günümüze kadar süren ihmalden.


OTLARDAN İLAÇ YAPMASIYLA ÜNLÜ: Hekimbaşı Salih Efendi Yalısı.Yalı Anadoluhisarı ile Kanlıca arasında. Hekimbaşı Salih Efendi otlardan ve çiçeklerden yaptığı ilaçlarla tanınıyor. Yalısının bahçesiyle, kendisine ait tepelerin sırtlarındaki bağ ve arazide her çeşit çiçekleri, bitkileri ve nadide meyveleri yetiştirmiş. Karanfil ve güle çok meraklı. Aşıladığı bir gül "Hekimbaşı Gülü"diye meşhur olmuş. Mevsiminde yalıyı, özellikle karanfillerle bir gelin odası gibi süslermiş. Yalı 18.yy'ın ikinci yarısında harem ile selamlık olarak yapılmış, günümüze sadece haremi gelebilmiş. Selamlık hekimbaşının ölümünden sonra hissedarlarca satılmış yerine modern bir yalı yapılmış.Yalı aşı boyası ile dikkati çekiyor. Bilindiği gibi normal boyalar kolay yanan kimyasallar. Aşı boya ise zor tutuşan bir boya. Diyeceksiniz ki yangın çıkarsa ne fark eder? Şöyle fark ediyor; yan yana iki yalı düşünün. Birinde yangın çıkmış. Yalının tahtalarını tutan çiviler kor halinde fırlayıp yandaki yalıya saplanabiliyor. İşte bu çiviler aşı boyayı tutuşturamıyor, normal boyayı kolaylıkla tutuşturuyor.