Anadoluhisarı

Ziyaretçilerimiz

Kimler Sitede

Şuanda 1 misafir bağlı

Google Arama

Google
Anasayfa arrow Dağarcık arrow Biraz huzur için Hisar
Biraz huzur için Hisar

1913’ de doğdu bu renkler

Taparcasına sevdi bu kalpler

Seni sevmekte çok haklıyız biz

Sonuna kadar Hisarlıyız biz...

(Anadoluhisarı Futbol Takımına yapılan tezahürat)


Evet benim köyümdür Anadoluhisarı. Ve çocukluğum öyle güzel geçti ki… Huysuz Tospa Harun, Kunduz Kadir, Piç Ciyat, Tırık, Cideli, Ayı Erkan, Kemik, Okan, Camış, Kangal Burhan kankilerimdi . Toplarönü’nün mavi sularında midye çıkarır, teneke üzerinde pişirir mahalleye dağıtırdık. Sanki her birimiz Robin Hood. Dolaybağı’ndaki eriklere dalar, yokuşunda çiş yarışı yapardık. Her defasında Ayı Erkan kazanırdı. Yukarı mahalleyle gazozuna yaptığımız futbol maçları pek tamamlanmazdı. Piç Ciyat'ın sayesinde tartışma ve kavga gırla.... Baharın gelişiyle Otağtepe'de uçurtma uçururduk, mavi, kırmızı, sarı... Misket oynardık, kafakarış, Mors... Ortaktık Huysuz Tospa Harun’la ve hâlâ ortağız ama yaşama...


Anadoluhisarı, kalesi, Göksu Deresi, Küçüksu Kasrı, tarihi ahşap evleri, yalıları, balıkçıları, çömlekçisi ve kahveleriyle oldukça renkli bir semttir. Lakin kültürel, tarihsel ve doğal dokusu o kadar bozuldu ki... Bir avuç Hisar halkı köylerini korumaya çalışıyor bir başlarına. Sorunları o kadar çok ki nereden başlasam bilemiyorum. Göksu’yu kirleten atık sulardan mı, Küçüksu Çayırı’nı çöplük ve otopark olarak kullanan Marmara Üniversitesi Spor Akademisi’nden mi, Kasrın çevresini kapatan TBMM Genel Sekreterliği’nden mi; yoksa Hisar halkının denize son kapısı olan Toplarönü’nü kapatan inönülerin yalısından mı? Maalesef semtin doğasını ve kültürel yapısını tahrip etmiş tüm bu olanlar. Hisar halkı öfkeli ve bu yaşanılanları hiç hak etmediğini düşünüyor. Bunun için sivil itaatsizlikten, hukuk savaşına, her yolu deniyorlar. Bu hafta sözü komşularıma bırakmak ve onların sorunlarını yine onların dilinden sizlere aktarmak istiyorum. Dinlediğimde geçmişlerine duydukları özlem öfkelerine karışıyor.


Bir gün okula giderken derenin balçığına saplanmış bir yunus görmüştüm. Ve onu kurtaramamıştık. Çıkardığı sesi hiç unutmuyorum...


»İSMAİL KARADENİZ:


Oturmuş, tuttuğu İskorpitleri ayıklıyor İsmail abi, iskorpitin dikenleri batıyor, canı yanıyor. Eskiden çok temizdi buralar. Derenin duru suyu bulandı, kirlendi. Göksu'da öğrendim yüzmesini, tahta köprüden dereye atlardık. Kayabalığı ve kefal tutardık, harçlığımız çıkardı. Şimdi lağım akıyor her yerden, balık yaşamıyor artık. Bu mevsimde boğazda, kırlangıç, kolyos, sardalya balı ğı çıkardı. Şimdi sadece iskorpit çıkıyor. Kilosunu 10 milyona satıyorum, eskiden atardık, beğenmezdik bu balıkları.


Ailemin bisiklet alacak durumu yoktu. Ve çayırda bisiklet kiralanıyordu. ilk kez orada bindim bisiklete... Okulda, yemek saatinde 2 gün yarım salam ekmek yiyemesem de...


»AHMET YAVAŞ:


İstanbul’un bütün yükünü bizim köyümüz çekiyor. 1. ve 2. köprüler yapıldı çayıra şantiye. Şimdi de İSKİ için çalışan firmaların şantiyeleri var çayırda. İş bittiği halde kaldırılmıyor. Marmara Üniversitesi Spor Akademisi, çayırı çöplük haline getirdi ve tarihi Küçüksu mesire alanını otopark olarak kullandı. Eskiden çayırda salıncaklar kurulur atlı karıncalara binerdik. Sıra sıra mısır kazanları dizilir, güreşler tutulur, bisiklete binerdik. Ulvi Beyin çay bahçesinde konserler olurdu. Dans pisti vardı. Jazz müzik eşliğinde dans ederdik. Derede sandal sefası sürerdik.Hafızlar gazeller söylerdi ne güzel. Reşat Ekrem Koçu her cuma benim sandalıma binerdi. Onu keyifle gezdirirdim. O bira içer ben de çay ile eşlik ederdim.


Anadoluhisarı isminde bir vapur vardı, bacası ndan kurum yağan, kömürlü... Beyaz giyemezdik... Ve ben her sabah onunla giderdim şapkacı dükkânına. Şapkacı çırağıydım ben Agop ustanın yanında...


»VEDAT TÜBLÜKKAN:


İstanbul' dan, faytonlarla ve vapurla insanlar çayıra gelirdi. Günde 20 tane vapur yanaşırdı, iskeleye. Ağaç altında yer kapmak için, piknikçiler erkenden gelirdi . 15 tane mısır kazanı vardı. Atlı karınca, dönme dolap, langırt oynar, sabahlara kadar eğlenilirdi. Bende Meyve satar, hasır ve su testisi kiralardım.


Toplarönü’ ne kaçardık biz denize, öyle şimdiki çocuklar gibi izin almak da neyin nesi. Ve ben ilk kez orada aşık olmuştum, sarışın Yugoslav göçmeni bir afete.


»FERDA KAZANCIBAŞI:


Hisarlı olmak bir ayrıcalıktır. Çayırı, plajı, sportif faaliyetleriyle Hisarlılar birbirleriyle öyle sıkı kaynaşmıştır ki… Boğazı çocukken yüzerek geçer, fermuarlı mayolarımızın cebindeki madeni paralarla yemek yiyip gazoz içerdik Geçmişte çok güzel günler gördük, kardeşçe yaşadık. Köyümüzde, Araplar da, Rumlar da yaşardı. Arap Abidin Ağa ve ailesi Afrika’dan gelmişlerdi buraya. Onun en büyük oğlu da Arap Kadri’dir İstanbul’un en meşhur kabadayılarındandır. Beybi isminde Rum bir arkadaşım vardı. O zaman fırında çok güzel sıcak ekmek olurdu. Bir gün annesi fırından ekmek ister... Bağırır evin bahçesinden.Ele beybi der, bizim Beybi hınzırdır duymazdan gelir. Anne birazda sert yine "ele beybi" diye bağırır. Bunun üzerine Beybi, "Oriste mama deneki ipsomi" (Ekmek yok anne) diye seslenir. Maalesef 6-7 eylül olaylarından sonra bu güzellikleri yaşayamadık.


Şunu kesinlikle yazmanı istiyorum. Toplarönü Hisar halkının elde kalmış denize açılan son penceresidir. İsmet İnönü Mustafa Kemal ile omuz omuza savaş vererek işgal altındaki toprakları alıp halka teslim etti. Oğlu ise Toplarönü’nü halktan alıp kendine kattı. TBMM Genel Sekreterliği Milli Saraylar Dairesiyse, Kasrın çevresini demir parmaklıklar ile kapatarak gasp etti. Bu 2960 sayılı boğazlar imar yasasına ve belediye yasalarına aykırıdır.


Dört Kardeşlerdeki açık sinemada bu akşam Ölüm Gemisi isimli bir korku filmi var. Annem, Okan ve Fatma Teyzem hep birlikteyiz... Tahta sandalyeli sinema. Frigo buz ve çekirdek çıtlamaları. Çok korktum, çok.


»SEVİL AKA:


Gündüzleri Küçüksu plajına yüzmeye gider. Akşamları ise çayırdaki sinemaya giderdik Ayazma'daki kiliseye gelen Rumlar laterna çalar biz dinlerdik…


"Şili' ye özgürlük" diye bağırıyor Nejat, evinin önünden her geçtiğimde... Ve bahçesindeki köpek havlıyor hep, durmadan...


»TUNÇ AKA:


Derede kaya balığı tutmaya bayılırdım. Önce Çam sapıyla ağzını açmış istiridyeleri yakalardım, sonra istiridye ile kaya balığı yakalardım. Kızılserçe sokakta oturuyorum. Bu sokakta müthiş Rockerlar yetişmiştir. Mavi sakalın solisti, Genç Osman, Bulutsuzluk Özleminin solisti Nejat abi, Bas gitarcı Murat, Radyocu Okan ve Panter Akay burada yaşar. Derenin kenarındaki kulübede müzik yapardık.


Peki ya şimdi. O sözü edilen güzelliklerin bir bir yok olmasına, insan sıcaklığının yitirilmesine hiçbir şey demeyecek miyiz? Hisar hem tarihiyle hem de doğal güzelliğiyle içimizi okşarken, artık bu kirlenmenin önüne geçme zamanı diye düşünüyorum. En azından orada yaşayan biri olarak bunu çok daha derinden hissedebiliyorum. Ve Hisar için yapılması gereken çok şey var.

GÜRCAN ÖZTÜRK

Kaynak : Birgün Gazetesi Temmuz 2005

 
< Önceki   Sonraki >

İstanbul Hava Durumu

Haberler

Copyright © 2008 Anadoluhisarı Göksu Küçüksu Rehberi.